Thilium Lazer (Baby Face Lazer)

Fraksiyon Lazer Teknolojisi ile cilt yüzeyinde bulunan lekelenmeleri, skarları, çilleri, yanık izlerini 1-3 seansta yok edebilen, alternatifi olmayan bir tedavi şeklidir. Sonbahar-kış aylarında kullanılabilen bu teknoloji ile uzun yıllar çözüm bulunamayan cilt problemleri sorun olmaktan çıkıyor.
Doktor muayenesi sonrası uygun tedavi şekli belirlenip süreç yönetimi sağlanır. Çoğu cilt problemine çözüm sağlayan bu teknoloji aynı zamanda Anti-aging de yaratır. Baby-face Lazer olarak da bilinen bu teknoloji ile yaşlanma karşıtı protokolleri ile pırıl pırıl bir görünüme tekrar kavuşabilirsiniz.

Cilt Bakımı

Cilt, zamanla canlılığını ve parlaklığını kaybedebilir. Yaşlanma, genetik faktörler ve çevresel etmenler, cildin kusurlu bir görünüme sahip olmasına neden olabilir. Akne, büyük gözenekler, solgunluk, siyah noktalar, kırışıklıklar ve lekeler, cilt sorunlarının başında gelir. Kozmetik Dermatoloji bölümünde uygulanan cilt bakımı, doğal içeriklerle ve kompleks bakım etkisiyle cildin kaybettiği nem ve ışıltıyı geri kazandırır.

Cilt Bakımı Nedir?

Cilt bakımı, cildin sağlığını ve görünümünü korumak, iyileştirmek ve genel olarak cilt üzerinde olumlu etkiler sağlamak amacıyla uygulanan çeşitli yöntemleri içeren kapsamlı bir kavramdır. Bu uygulamalar, cildin temizliği, nem dengesi, elastikiyeti ve gençlikten aldığı enerjiyi koruma odaklıdır. Cilt bakımı, kişinin cilt tipi, yaş, genetik faktörler ve çevresel etkenlere bağlı olarak özelleştirilmiş olmalıdır.
Temel unsurları arasında günlük temizlik rutinleri, güneş koruması, nemlendirme, doğru beslenme, sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları ve bakım ürünleri bulunmaktadır. Profesyonel cilt bakımı ise dermatologlar veya estetik cerrahlar tarafından uygulanabilir. Peeling, maske uygulamaları, lazer tedavileri gibi profesyonel cilt bakım yöntemleri, cildin genç ve canlı kalmasına katkı sağlar.
Cilt bakımı, sadece estetik bir kaygı değil, aynı zamanda cildin sağlık durumunu iyileştirmek ve korumak amacıyla önemli bir önleyici sağlık pratiğidir. Günlük düzenli bakım alışkanlıkları ve düzenli profesyonel müdahalelerle cilt, parlak, sağlıklı ve genç bir görünüm kazanabilir.

Cilt Bakımı Nasıl Yapılır?

Cilt bakımı, cildin sağlığını ve görünümünü korumak amacıyla yapılan ve düzenli uygulamalardan oluşan bir süreçtir. İlk adım, cildi etkileyen faktörleri anlamak ve cilt tipini belirlemektir. Ardından, temel bir cilt bakım rutini oluşturulabilir. Bu rutinin; günlük temizlik, tonik kullanımı, nemlendirme ve güneş kremi içermesi, cildin yaşlanması ve elastikiyetini kaybetmemesi açısından oldukça önemlidir. Klasik cilt bakımının aşamaları ise;

Cilt Temizleme

Cilt temizleme, günlük bakımın temel adımıdır. Doğru temizleme ürünleri kullanarak, cildinizi gün boyunca biriken kir, yağ ve makyajdan arındırabilirsiniz. Temiz cilt, diğer bakım ürünlerinin etkinliğini artırır.

Cilt Nemlendirme

Cilt nemlendirme, cildin su dengesini korumak için kritik bir adımdır. Nemlendirici ürünler, cildin kurumasını önler, esnekliğini artırır ve genel cilt sağlığını destekler.

Peeling

Peeling, ölü deri hücrelerini ve cilt yüzeyindeki kalıntıları temizleyerek cildi yeniler. Düzenli peeling, cildin daha parlak, pürüzsüz ve genç görünmesine katkı sağlar.

Maske

Maskeler, cilde derinlemesine bakım yaparak çeşitli ihtiyaçlara yönelik çözümler sunar. Nemlendirici, arındırıcı, canlandırıcı veya besleyici maskelerle cilt özel ihtiyaçlarına göre desteklenir.

Tonik

Tonik, cildin pH dengesini düzenler ve temizleme sonrasında kullanıldığında ciltteki fazla kalıntıları temizler. Aynı zamanda cildi sakinleştirir ve hazırlar.

Serum

Serumlar, yoğun içerikleriyle cilde özel bakım sağlar. Antioksidan, hyaluronik asit gibi aktif maddeler içerir ve belirli cilt sorunlarına karşı etkili çözümler sunar.
Günlük cilt bakım rutininin yanı sıra profesyonel cilt bakımı da oldukça önemlidir. Dermatologlar veya estetisyenler tarafından uygulanan tedaviler, cildin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunar. Bunlar arasında kimyasal peeling, mikrodermabrazyon ve lazer tedavileri gibi yöntemler bulunur.
Kişilerin cilt bakımı rutinleri bireyseldir ve her bireyin cilt tipi farklıdır. Bu nedenle, kişiselleştirilmiş bir bakım rutini oluşturmak ve profesyonel önerilere başvurmak, cildin sağlıklı ve genç görünümünü sürdürebilmesi açısından önemlidir.

Cilt Bakımı Rutini

Cilt bakımı rutini, sağlıklı ve genç bir cilt için temel adımları içermelidir. Günlük temizlikle; cildi makyaj artıkları ve kirlerden arındırmalı, ardından tonikle dengelemelisiniz. Nemlendirici kullanarak cildin nem seviyesini korumalı ve güneş koruyucuyla UV ışınlarına karşı koruma sağlamalısınız.
Haftalık olarak peeling uygulayarak ölü hücreleri temizlerken, cilt yenilenmesini de destekleyebilirsiniz. Ayrıca, profesyonel cilt bakımı, dermatologlar veya estetik uzmanları tarafından önerilen özel tedavilerle cildin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunabilir. Bu basit ve düzenli adımlar, sağlıklı bir cilt görünümü için önemlidir.
Cilt Bakımı, cildin doğru desteklenmediği durumlarda meydana gelebilecek hasarları önlemek amacıyla, her cilt tipine uygun olarak tasarlanmıştır. Başlangıçta önemsiz gibi görünen akne ve siyah noktalar, zaman içinde ciddi lekelere dönüşebilir. Yaşlanma ve çevresel etkiler, cilde yaşlı bir görünüm kazandırabilir.

Cilt Bakımı Nasıl Uygulanır?

Cilt Bakımı, özel aşamalar ve prosedürlerle kişinin cilt yapısına uygun olarak gerçekleştirilir. Cilt analizi ve muayenesi hekim kontrolünde yapılır ve cilt tipine göre (yağlı, karma, kuru veya normal) ihtiyaçlar belirlenir.
Cilt Bakımı süreci, cildin arındırılması ve temizlenmesi ile başlar. Bitkisel peeling uygulanarak ölü hücreler temizlenir. Peeling işlemi sonrasında ise şu aşamalara geçilir:
  • • Buhar tedavisi ile gözeneklerin açılması ve cilt yüzeyinin yumuşatılması, ölü deri ve yağın temizlenmesi,
  • • Teknolojik cihazlarla yağ butonu, siyah nokta gibi sorunların temizlenmesi ve cilt arındırılması,
  • • Temizlenen cildin dezenfekte edilerek bakım aşamasına geçilmesidir.
Yukarıdaki adımlarla birlikte cilt, ferah ve aydınlık bir görünüme kavuşur. Aynı zamanda açılan gözenekler ve uyarılan cilt dokusu, iyontoforez, maske, serum ve kremlerin daha etkili olmasını sağlar. Aromaterapik yağ eşliğinde uygulanan masaj ile cilt, esneklik kazanırken kişiler de bu rahatlatıcı sürecin tadını çıkarır. Düzenli cilt bakımı;
  • • Gözeneklerin sıkılaşmasını sağlar,
  • • Siyah ve beyaz noktaları temizler, sebum dengesini düzenler,
  • • Cilt, pürüzsüz ve ışıl ışıl bir görünüme kavuşur,
  • • Cilde gerekli olan mineral ve vitaminleri takviye eder,
  • • Cildi yeniler,
  • • İnce kırışıklıkları giderir, yüz ve boyun bölgesindeki sarkmaları önler,
  • • Daha genç bir görünüm sağlar.

Medikal Cilt Bakımı

Medikal cilt bakımı, sivilce, siyah nokta, güneş lekesi, kırışıklık gibi özel durumlara yönelik planlanan, etkinlik seviyesi yüksek aktif içeriklerin kullanıldığı, genellikle klinik ortamında uygulanan cilt bakımı uygulamasıdır.

Medikal cilt bakımının etkileri ne zaman görülmeye başlar?

Cilt bakımının etkisi uygulamanın ilk anından itibaren görülmeye başlar. Düzenli uygulamalar ile etkinlik artarak devam eder.

Medikal cilt bakımı ne kadar sürer?

Değişiklik göstermekle beraber yaklaşık 30-60dk sürer.

Medikal cilt bakımının etkileri ve faydaları nelerdir?

Cildi derinlemesine temizler.
Ölü deriyi nazikçe soyar ve cildin yenilenmesini sağlar.
Kullanılan aktif içeriklerin en yüksek verimlilikte sonuç vermesini sağlar.
Ciltte kolajen üretiminin desteklenmesine katkı sağlar.
Cildin elastikiyet kaybını azaltmaya yardımcı olur.

Medikal cilt bakımının aşamaları nelerdir?

Cilt tipi analizi ve cildin ihtiyacı doğrultusunda kişiye özel cilt temizleme programı oluşturulur. Muayene sonrası cilt temizliği sırasında kullanılacak ürünler kişiye özel seçilir. Cilt uygun bir temizleyici ile temizlenir. Derin temizlik aşamasına geçilmeden önce buhar uygulaması yapılabilir. Cilt tipine uygun bir soyucu ile gözenekler ve cildin üst tabakası ölü doku artıklarından arındırılır. Uygun serumlar cilde masaj yapılarak uygulanır. Son aşama olarak cilt nemlendirilerek bakım tamamlanır.

Cilt bakımı sonrası nelere dikkat edilmelidir?

Pudra, fondöten ve allık kullanılmamalı, güneş koruyucu ürünler kullanılmalıdır. Medikal cilt bakımı sonrası 24 saat direkt güneşle temastan kaçınılmalıdır. Hamam, sauna gibi alanlara en az 24 saat gidilmemelidir. Medikal cilt bakım sonrası yüz yıkanabilir, duşa girilebilir.

Medikal cilt bakımı ne sıklıkta uygulanmalıdır?

İstenen sonuçların alınabilmesi için genellikle başlangıçta haftalık uygulamaların yapılması, daha sonra aylık rutin idame seansları ile desteklenmesi önerilir.

GreenPeel

Green peel, bitkisel peeling uygulamasıdır.
Altmış yıllık geçmişi ile dünya çapında etkinliğini kanıtlamış , 22 çeşit bitki karışımından oluşan tıbbi olarak geliştirilmiş doğal bir yöntemdir .
GREEN PEEL bitkisel karışımı , proteinler, karbonhidratlar, vitaminler, fitohormonlar, tanenler , enzimler, mineral tuzları ve eser elementlerden oluşur. Diğer soyma yöntemlerinden farkı GREEN PEEL hiç bir kimyasal ve sentetik madde içermemesidir.
Kullanım alanları şöyledir;

  • • Geniş gözenekli, seboreik ciltlerin yağ salgısını azaltmak
  • • Yüzeysel skarları azaltmak
  • • Yaşlanmayı yavaşlatmak ve gençleştirmek amaçlı
  • • Güneş hasarlı ciltleri korumak, yenilemek
  • • Yüzeysel lekeleri azaltmak
  • • Oluşmuş deri çatlaklarının ( Stria, strech mark) toparlanması
  • • Vücut bölgesindeki cilt sarkmalarının toparlanması amacıyla ( abdominal duvar, kol altları) kullanılabilir.

Kapsamlı bir cilt analizinden sonra, Bitkisel Peeling karışımı cilde yoğun bir şekilde masaj eşliğinde uygulanır. Küçük bitki parçacıkları derinin altındaki katmanlara etki eder ve derinin kendini yenileme döngüsünü artırır böylece cilt daha canlı, pürüzsüz, sıkı ve tek ton görünür . Cilde özel bir masaj ile uygulanır. Özel olarak eğitimini almış Doktor veya uzman estetisyen tarafından uygulanmalıdır.
Cilt durumu ve beklentilere göre üç farklı uygulama vardır.

Green Peel Klasik

Güçlü ve derin bir etki istendiğinde bu uygulama tercih edilir. Ürün miktarı bekletme süresi ve masaj süresi en yoğun olan uygulamadır. Kişiden kişiye değişmekle beraber 2-5 gün cilt belirgin şekilde soyulur. Bitkisel Peeling Classic’i sonuçlandırmak için beş gün sonra bir beauty finish adı verilen bitirme işlemi uygulanır. derin olması nedeniyle yılda 1-2 den fazla önerilmez.

Green Peel Energy

Bu uygulamada derin soyulma değil cildi uyaracak yenileyecek orta seviyede bir soyulma planlanır. Cildin ihtiyaç duyduğu doğal enerjiyi sağlar. Günlük hayatı etkilemeden mümkün olduğunca derin soyulma istendiğinde tercih edilir. İdeal olarak yılda birkaç kez tekrarlanması gerekir

Green Peel Fresh Up

Bu uygulamanın peeling etkisi yoktur. Bakım amaçlı uygulanmaktadır, problemi az, genç ciltlerde, günlük hayatı hiç etkilensin istemeyenlerde tercih edilir. Fresh-Up cildi yeni bir tazelik ile parlatır. Bu yüzden bu tedavi yorgun ciltler için ideal bir uygulamadır ve cilt henüz yaşlanma belirtileri göstermese de erken yaşlanma ve elastikiyet kaybına karşı koruyucu olması için hemen herkese önerilebilir.
Masaj süresi ve peeling uygulaması istenen soyulma derinliğine göre ayarlanır. Derin soyulma yapıldığında tek seans yeterli iken, daha hafif soyulmalar 7-14 günde bir, 4-8 seans yapılabilir.

Hi-Fu (Ameliyatsız Yüz ve Cilt Gençleştirme)

HIFU (High Intensity Focused Ultrasound), cerrahi olmayan, ameliyatsız cilt ve yüz gençleştirme ve yüz germe uygulamasıdır. HIFU uygulaması , ciltte sıkılaşma ve gençleştirme etkisi yaratmak için yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason yöntemini kullanır.
Uygulama sırasında, HIFU için kullanılan cihaz; cildin alt katmanlarına, özellikle dermis ve hipodermise yüksek enerjili ultrason dalgaları gönderir. Bu işlem, cilt altı dokularda ısı artışı yaratır. Isı etkisi, cilt altı dokularda kolajen üretimini başlatır. Kolajen, cildin esnekliğini ve sıkılığını koruyan temel bir protein olduğu için yaşanan bu süreç, cilt görünümünün iyileşmesine katkıda bulunur.
Uygulama, cerrahi olmayan bir yüz germe alternatifi olarak tercih edilir. HIFU; sıklıkla yüz, boyun, çene altı ve kaş kaldırma gibi bölgelere uygulanır. HIFU uygulaması sonrası iyileşme süreci cerrahi girişimlere göre daha kısadır. HIFU yaptıran kişilerin çoğu, işlemden hemen sonra günlük hayatına geri döner.
HIFU tedavisinin etkileri zamanla ortaya çıkar; en verimli sonuçlar sıklıkla uygulamadan sonraki 2-3 ay içinde görülmeye başlanır.
HIFU, cildin gençleştirilmesi ve sıkılaştırılması için kullanılan, güvenli bir yöntem olarak kabul edilir. Uygulama sonrası elde edilecek sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.

HIFU Nasıl Uygulanır?

HIFU uygulaması sırasıyla şöyle uygulanır: Önce uygulama yapılacak kişinin cilt durumu değerlendirilir ve yol haritası belirlenir. İşlemden önce cilt temizliği ve hazırlığı yapılır. Bu hazırlığın ardından işlemde kullanılacak ultrason jeli uygulanır. Sonra HIFU işlemini uygulayan cihazın kişiye özel ayarları yapılır ve HIFU işlemine başlanır. HIFU nasıl uygulanır sorusunun detaylı yanıtı şöyledir:
  • Cilt Durumu Değerlendirme: HIFU uygulamasına başlamadan önce uzman bir dermatolog veya doktor tarafından kişinin cilt durumu ve elde edilmesi istenen hedefler değerlendirilir. Bu parametreler doğrultusunda uygulama planı oluşturulur.
  • Cilt Temizliği ve Hazırlığı: HIFU uygulaması yapılacak alan temizlenir. Böylece cilt, ultrason dalgalarının etkili bir şekilde iletilmesine hazırlanır.
  • Ultrason Jeli Uygulaması: Cilt yüzeyine, ultrason dalgalarının daha iyi iletilmesini sağlayacak özel bir jel sürülür.
  • HIFU’da Kullanılacak Cihazın Ayarlanması: Cilt tipine ve uygulama yapılacak alanın derinliğine göre HIFU cihazı ayarlanır. Bu sayede ultrason dalgalarının doğru derinliğe odaklanması sağlanır.
  • HIFU’nun Cilde Uygulaması: Cihaz, odaklanmış ultrason enerjisini cildin hedeflenen derinliklerine hassas bir şekilde gönderir. Bu enerji sayesinde deri altında hedeflenen dokularda kontrollü bir ısı elde edilerek kolajen üretimi uyarılır.

HIFU sonrası, ciltteki kolajen üretimi zamanla artış gösterir. Kolajen üretiminin artması, cildin sıkılaşmasına, ince çizgilerin ve kırışıklıkların azalmasını sağlar. Sonuçlar sıklıkla birkaç hafta içinde görülmeye başlar ve birkaç ay boyunca gelişmeyi sürdürür.

HIFU Neden Yapılır?

HIFU uygulaması cilt yaşlanması belirtilerinin azaltılması, kolajen üretiminin artırılması, minimal yan etki yaşanması, uzun süreli sonuçlar elde edilmesi, geniş uygulama alanları olduğu ve cerrrahi müdahalenin bir alternatifi olduğu için yapılır. HIFU neden yapılır sorusunun detaylı yanıtları:
  • Cilt Yaşlanması Belirtilerinin Azaltılması: Cilt yaşlanmasıyla ortaya çıkan ince çizgiler, kırışıklıklar ve sarkmalar gibi belirtileri azaltmak için HIFU tercih edilir.
  • Kolajen Üretiminin Artırılması: HIFU, cildin derin katmanlarına odaklanarak kolajen üretimini artırır. Bu sayede cilt daha sıkı ve elastik hale gelir.
  • Minimal Yan Etki: HIFU tedavisi, cilt yüzeyine zarar vermez ve işlem sonrası minimal yan etki riski taşır.
  • Uzun Süreli Sonuçlar: Tek bir uygulama ile ciltteki iyileşme ve gençleştirme etkileri aylar boyunca sürebilir.
  • Geniş Uygulama Alanı: Yüz, boyun, dekolte ve diğer bölgelerde efektif bir şekilde kullanılabilir. Bu da HIFU’yu çok yönlü bir seçenek haline getirir.
  • Cerrahi Müdahalenin Alternatifi: HIFU yöntemi, cerrahi yüz germe gibi invaziv işlemlere alternatif olarak geliştirilmiş, ameliyat sonrası iyileşme süreci gerektirmeyen bir yöntemdir.

HIFU Ne Kadar Süre Etkilidir?

HIFU uygulamasının etkileri, uygulamadan sonraki süreçte farklı evrelerde ortaya çıkar ve bu etkilerin süresi bireysel faktörlere göre değişiklik gösterebilir.
HIFU tedavisi genel olarak 1 -2 yıllık bir süre boyunca kalıcıdır. Cildin doğal yaşlanma süreci ve kişinin yaşam tarzı, güneşe maruz kalma, beslenme ve cilt bakımı gibi alışkanlıkları bu süreyi etkileyebilir.
Uygulamadan hemen sonra bazı kişiler, sıkılaşma hissi veya görünümündeki hafif iyileşmeleri fark edebilir. Asıl iyileşme ve gençleştirme etkileri, cilt altındaki kolajen üretiminin artmasıyla, 2-3 ay sonra belirgin hale gelir. Uygulamanın en üst seviyedeki verimi ise genellikle 6 ay sonrası görülür. Bu süreç, cildin doğal yaşlanma sürecine ve kişisel bakım alışkanlıklarına bağlı olarak uzayabilir. Etkilerin devamlılığını sağlamak için, birçok kişi 1-2 yıl sonra yeniden HIFU yaptırabilir. Sonuçlar, bireyden bireye değişiklik gösterebilir ve yaşam tarzı faktörleri önemli rol oynar.

HIFU Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

HIFU sonrası daha iyi ve kalıcı etkiler elde edebilmek için HIFU sonrası dikkat edilmesi gerekenler şunlardır: HIFU sonrası güneşten korunun, nemlendirici kullanın, sıcaktan kaçının, hafif temizleyiciler kullanın, yoğun egzersiz yapmayın, yeterli miktarda su tüketin, doktorunuzun önerilerine uyun.
Detaylı anlatımla HIFU sonrası dikkat edilmesi derekenler:
  • Güneşten Korunun: Uygulama sonrasında cildin güneş ışınlarına karşı hassasiyeti artar. Kaliteli ve geniş spektrumlu bir güneş kremi kullanarak cildinizi güneşin zararlı UV ışınlarına karşı koruyun.
  • Nemlendirici Kullanın: Cildin nem dengesini korumak için hafif ve cilt tipinize uygun bir nemlendirici kullanın.
  • Sıcaktan Kaçının: Uygulamanın ardından ilk birkaç gün boyunca sauna, buhar odası gibi yüksek sıcaklık içeren yerlerden uzak durun.
  • Hafif Temizleyiciler Kullanın: Cilt temizliğinizi cildi tahriş etmeyen, alkol içermeyen hafif temizleyicilerle yapın. Böylece cildiniz daha kısa sürede iyileşir.
  • Yoğun Egzersiz Yapmayın: HIFU uygulamasından sonraki 24-48 saat içinde yoğun egzersiz veya aşırı terlemeye yol açabilecek aktivitelerde bulunmayın.
  • Yeterli Miktarda Su Tüketin: Vücuttaki hidrasyon seviyesini korumak genel anlamda cilt sağlığı için önemli bir etkendir. HIFU sonrası bol su içmek cildin elastikiyetini artırır ve iyileşme sürecini kısaltır.
  • Doktorunuzun Önerilerine Uyun: HIFU uygulamasının ardından doktorunuzun açıkladığı bakım talimatlarına mutlaka uyun. Bu öneriler uygulamanın etkinliğini artırmanın yanında ve yan etki yaşanması ihtimalini artırır.

HIFU Kaç Seans Sürer?

HIFU uygulaması, kişinin cilt yapısı ve uygulama hedeflerine göre değişkenlik gösterir. Genellikle, birçok kişi için tek bir seans yeterli olur. Bu seans, cildin sıkılaşma ve gençleştirme ihtiyaçlarına göre 15 ila 30 dakika arası sürebilir. Daha derin kırışıklıkların veya ciddi cilt sarkmalarının giderilmesi için birden fazla uygulama gerekir. Uygulamalar arasında sıklıkla 12 ay boşluk bırakılır. Bu boşluk sırasında cilt, doğal kolajen üretimini en üst seviyeye çıkarır ve uygulamanın tam etkisi görülür.

Plazma İle Ben Alma

Plazma ile Ben Alma; Ben tedavileri içerisinde en sık tercih edilen Plazma ile Ben Alma ciltteki çıkıntılı dokuda ısı artışı sağlayarak buharlaştıran ve sonrasında ben problemini ortadan kaldıran güvenli bir tedavi yöntemidir.
Orta yaşlı ve yaşlı kişilerde sıklıkla görülen et benleri hamilelik, aşırı kilo, menopoz ya da hormonal düzensizlik sonucunda çoğalabilmektedir. Genellikle vücudun boyun, göz çevresi, koltuk altı ve üst gövde bölümlerinde daha sık karşılaşılan benler tek ya da çok sayıda ortaya çıkabilmektedirler.
1 ila 3 mm çapa sahip ten ya da kahverengi, yumuşak saplı ve ağrısız oluşumlar olarak tanımlanan benler, zaman içerisinde büyüyerek çoğalma eğiliminde olabilmektedirler. Bazı durumlarda tahriş olabildikleri gibi renkleri koyulaşabilmekte ve ağrılı bir hal alabilmektedirler. Ancak bilinmelidir ki et benleri genel olarak kanserleşme riski taşımamaktadır. Bu nedenle tedaviler genellikle estetik sorunların önüne geçilmesi amacı ile uygulanmaktadır. Estetik ve psikolojik açıdan sorun yaratan et benlerinin tedavisi artık gelişmiş teknolojik yöntemler ile daha kolay ve güvenilir bir şekilde yapılabilmektedir. Bu yöntemler içerisinde kullanılmakta olan Plazma ile Ben Alma tedavisi, cilt üzerindeki çıkıntılı dokuda ısı artışı sağlayarak buharlaşma elde etmektedir. Bu dokunun buharlaşmasının ardından ben problemi ortadan kalkmaktadır.
Teknolojik sistemler sayesinde ameliyatsız ben alma işlemine olanak sunan plazma enerjisi ile estetik sorunlara yol açan benlerin aldırılmasını sağlamak için kliniğimizi ziyaret ederek ücretsiz muayenemizden yararlanabilir ve ön kontrol gerçekleştirebilirsiniz.
Tedavi süreci, planlaması ve iyileşme süreci hakkında bilgi alacağınız ön kontrol sonrasında Plazma ile Ben Alma yöntemi ile güvenilir, konforlu ve hızlı bir tedavi ile sosyal ve profesyonel hayatınıza hızlı bir şekilde dönebilirsiniz. Bununla birlikte aşağıda bulunan iletişim formu üzerinden Ben Aldırma Fiyatları hakkında bilgi alabilir ve merak ettiğiniz tüm soruları bize iletebilirsiniz.

Ben Alma Tedavisi

Cilt dokusu ile cihaz arasındaki havanın iyonize edilmesi ile etkisini göstermektedir. Bu iyonizasyon ile arada kalan hava maddenin dördüncü hali olan plazma enerjisine dönüşmektedir. Yani cihaz plazma etkisi ile benleri tedavi etmektedir. Bu nedenle yöntemi plazma tedavisi olarak tanımlamak ve Plazma ile Ben Alma yöntemi olarak adlandırmak mümkündür.
Estetik cerrahi işlemlerinde alternatif olarak kullanılan plazma enerjisi, uygulamanın yapıldığı bölgelerde göz halinde bulunan su buharı ve azotu yüksek enerji kullanarak plazma haline dönüştürmekte ve benler üzerinde etkisini bu şekilde sağlamaktadır. Bu etkileşimin sonunda oluşan iyon bulutları, cilt dokusu yüzeyine etki ederek hızlı bir şekilde yenilenme sağlamaktadır.
Plazma enerjisi ile ben tedavisi deri ile aynı düzlemde olan yani ciltten kabarık olmayan benlerin tedavilerinde kullanılabildiği gibi kabarık ya da et beni olarak adlandırılan ben türlerinin tedavilerinde de başarılı sonuçlar vermektedir.

Plazma ile Ben Alma Nasıl Yapılır?

Plazma enerjisi ile ameliyatsız ben aldırma işlemi öncesinde bölge antiseptik sıvılar ile temizlenerek, ağrı ve acının en aza indirilebilmesi için bölgeye lokal anestezik kremler sürülmektedir. Hissizliğin sağlanmasının ardından ben aldırma işlemine geçilmektedir. İşlem aynı gün içerisinde biten oldukça konforlu, güvenli ve kısa süren bir işlemdir.

Plazma ile Ben Alma işleminde cihazın ucu bene dokundurularak üzerinde gezdirilmektedir. Gezdirilmiş olduğu noktalarda ben üzerinde ince bir tabaka buharlaştırılmaktadır. Benin zeminindeki temiz alana gelene kadar bu buharlaştırma işlemine ve tabakalar halinde kaldırmaya devam edilmektedir. Temiz zemine gelindiği anda da işlem sonlandırılmaktadır.

Plazma Enerjisi ile Ben Aldırma Seans Süreleri ve Sayıları

Plazma tedavisi genellikle tek seans uygulanan bir tedavidir. Bazı durumlarda ben zemininde kahverengi lekelenme olabilmektedir. Bu durumlarda da ikinci seans gerekebilmektedir.

Plazma ile Ben Alma Sonrası İz Kalır Mı?

Plazma tedavisi cilt dokusunun hemen üzerindeki havada iyonizasyon elde ederek plazma enerjisinin ortaya çıkmasını ve ben üstünde ince bir tabaka kalmasını sağlamaktadır. İşlem esnasında cilt dokusunun derinine inilmediği için ben tedavisi sonrasında ciltte iz oluşumu oldukça hafif düzeylerdedir.
Plazma ile Ben Alma işlemi esasında yüksek derecelerde sıcaklık ile istenmeyen ben dokusu buharlaştırılırken, benin bulunduğu çevre dokulara istenmeyen herhangi bir ısı ya da enerji akışı olmamaktadır. Böylece yalnızca benin bulunduğu alanda etkinliğini göstererek cildin kendini yenilemesini sağlamakta ve ben sorununu ortadan kaldırmaktadır.
Benim alınmış olduğu bölgede benin çapında bir yara oluşmaktadır. Yaranın büyüklüğüne göre kabuklanma olmakta ve birkaç gün içinde bu kabuk kendiliğinden düşmektedir. Daha sonrasında zeminde pembe bir alan oluşmaktadır. Bu pembe alan iyileşme sürecinin tamamlanmasının ardından diğer cilt dokusu ile aynı renge dönüşmektedir. İyileşme süreci kişinin cilt dokusuna, benin alındığı bölgeye, yaşa ve benim boyutuna göre kişiden kişiye göre değişiklik göstermektedir.

Plazma ile Ben Alma Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Plazma ile Ben Alma işleminin herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır. İşlem esnasında lokal anestezik kremlerin etkisi ile ağrı ya da acı hissi oluşmadan işlem sonlandırılmaktadır. Ancak uygulamanın bitmesinin ardından benin alındığı bölgede çok hafif bir sızı hissi oluşabilmektedir. Bu his kesinlikle yüksek seviyelerde ve rahatsız edici boyutlarda değildir. Ortalama 1 ile 2 gün içerisinde tamamen ortadan kaybolmaktadır.
Tedavi sonrasında bölgenin güneş koruma faktörlü kremler ya da fondötenler kullanılarak korunması gerekmektedir. Bu kremler ultraviyole ışınların zararlı etkilerinden korurken, bölgede oluşacak kabuklanmasının yumuşayarak ortadan kalkmasına ve iyileşmesinin hızlanmasına yardımcı olmaktadır.
Sosyal ve profesyonel hayatı olumsuz yönde etkilemeyen Plazma ile Ben Alma işlemi, çok kısa sürede gerçekleştirilen ve pansuman gerektirmeyen bir tedavidir. 5 ile 7 gün içerisinde iyileşme sürecinin tamamlanmasının ardından plazma tedavisi etkinliğini göstermiş olmakta ve yüzeyel benlerde tekrarlanma beklenmemektedir.

Ameliyatsız Göz Kapağı Estetiği

Göz kapağı düşüklüğü nasıl giderilir?

Yaş alma, derinin cilt esnekliğinin kaybolması ve yerçekiminin etkisi ile göz kapağında da sarkmalar yaşanarak deri fazlalığı oluşur. Göz kapağı sarkması bazı kişilerde genetik olarak çok daha fazla ve erken yaşlarda ortaya çıkabilir. Sarkmalar için ameliyatlı ve ameliyatsız tedaviler uygulanır. Ameliyatsız göz kapağı estetiği ile ilgili merak edilenler…

Ameliyatsız göz kapağı estetiği nasıl yapılır?

Ameliyatsız göz kapağı estetiğinde plazma enerjisi uygulanır. Plazma enerjisi üreten cihazın üzerindeki iğne, cilde yaklaştırıldığında (cilt temasına gerek yok) uygulamanın yapıldığı bölgede gaz halinde var olan su buharı ve azot, yüksek enerji ile plazma enerjisine dönüşür. Bu enerji cilt üzerindeki lezyonu veya fazla deriyi buharlaştırarak problemli dokuları yok eder, cilt yeniden iyileşme sürecine girer. Bunun sonucunda fazla deriler uzaklaşır ve ciltte yeniden iyileşmenin etkisi ile tazelenme sağlanır. Hem sarkmalar hem de kırışıklıklar ameliyatsız olarak plazma enerjisi ile tedavi edilebilir. Plazma enerjisi dışında HIFU (odaklamış yüksek yoğunlukta ses dalgası), altın iğne gibi yöntemler de etkilidir.

Ameliyatsız göz kapağı estetiği uygulama alanları

Plazma enerjisi göz kapağı sarkması dışında farklı alanlarda uygulanır. Bunlar şöyle sıralanabilir:
  • Göz çevresi kırışıklıkları (kaz ayakları)
  • Dudak üstü ve kulak önünde oluşan çizgi ve kırışıklıklar
  • Aktif akne ve akne skarları
  • Ciltten kabarık lezyonlar (et benleri, siğil)
  • Lekeler (güneş ve yaşlılık lekeleri)
  • Ergenlik ve doğum sonrası çatlaklar
  • Yara ve ameliyat kesi izleri
  • Boyun ve karın çevresi kırışıklıklar ve sarkmalar

İşlem ne kadar sürer?

Uygulama hekim tarafından steril bir ortamda yapılmalıdır. Cerrahi bir işlem olmayan ameliyatsız göz kapağı estetiğinde genellikle tek seans yeterlidir. Krem ya da iğne ile lokal anestezi uygulandıktan 30 dakika sonra işlem uygulanır. Kişiye göre değişmekle birlikte işlem ortalama 10-15 dakika sürer. Yoğun sarkma varsa bir ay sonra işlem tekrarlanabilir. Uygulamanın ameliyat gibi etki süresi ortalama 2-5 yıldır. Herhangi bir anestezi sorunuyla karşılaşılmadığı sürece tekrar edilebilen bir uygulamadır.
Göz çevresindeki lekeler için…
Göz kapağında et benleri, iyi huylu oluşumlar plazma enerjisi ile alınabilir. Lekeler yüzeyel güneş lekesi ise tedavi edilebilir. Göz çevresi genel koyuluk, morluk şikayetleri için mezoterapi ve dolgu uygulaması uygulanır.

Ameliyatsız göz kapağı estetiğinde yaş sınırı var mı?

Plazma enerjisi ve diğer işlemler, özellikle genç yaşlarda, ameliyat riskini almak istemeyen kişiler tarafından tercih edilir. Kişiye göre değişmekle birlikte 40-60’lı yaş aralığı tedavi için uygundur. Ancak hekim değerlendirmelidir. Yoğun sarkma problemi olmuş, ileri yaştaki kişiler için göz kapağı ameliyatı daha uygundur. Kişi ameliyat istemezse ikinci seçenek olarak ameliyatsız göz kapağı estetiği uygulanır. Erken yaşlarda ilk seçenek plazma enerjisidir. Ameliyatsız göz kapağı estetiği temmuz ve ağustos gibi çok sıcak aylar haricinde uygulama her mevsim yapılabilir.

Ameliyatsız göz kapağı estetiği sonrası

Ameliyatsız göz kapağı ameliyatından sonra ilk 3-4 gün ödem ve kabuklanma görülür. Ancak pansuman gerekmez. Gözlerin kapatılmasına da gerek yoktur. Kabukların atılmasıyla cildin yenilenmesi 10 gün sürer. Bu esnada kapatıcı özelliği olan güneş koruyucular kullanılmalı, dışarıda güneş gözlüğü takılmalıdır. Hekimin önerdiği şekilde uygun kremler sürülmeli, yüz sık yıkanmalıdır. Yüz işlemden sonraki sabah yıkanabilir. Kişiler biraz acı hissedebilir. Bazı kişilerde kalıcı olmayan kızarıklık ve lekeler oluşabilir. Böyle bir durumda uygun tedaviler uygulanır. Ameliyatsız göz kapağı estetiğinden sonra iz kalmaz ve doğal olmayan bir görüntü oluşmaz.

Yüz, Dudak ve Burun Dolgusu

DOLGULAR NE AMAÇLA KULLANILIR?

Dolgular derideki kırışıklıkların tedavisi, çeşitli alanlara hacim vermek ya da şekil kazandırmak amacıyla üç temel şekilde kullanılırlar. Yüz bölgesindeki en sık kullanım sebeplerinden birisi dudak, alın, çene gibi bölgelere şekil ve hacim kazandırmaktır. Bir diğer kullanım alanı ise yaşlanmanın belirtilerini azaltma üzerinedir. Yaşlanma ile beraber yüzün çeşitli bölgelerinde şu değişiklikler görülür;
  • • Göz altı alanda çukurlar oluşabilir.
  • • Burun kenarlarında nazolabial oluk (hüzün çizgisi) olarak da adlandırılan ve dudak kenarlarına doğru uzanan oluklar oluşabilir.
  • • Dudak kenarlarından çeneye doğru uzanan (marionette) oluklar oluşabilir.
  • • Alın bölgesinde kas hareketlerinin fazlalığı nedeni ile deride enine kırıklar oluşur.
  • • Kaş arasında çatma kaslarının fazla hareketi nedeni ile deride dikey kırıklar oluşabilir.
  • • Orta yüz ve şakaklar hacim kaybeder.
  • • El üzerinde hacim kaybı gerçekleşir ve tendonlar belirginleşir.

DOLGU UYGULAMASININ BOTOKS UYGULAMASINDAN FARKI NEDİR?

Dolgu uygulamaları, mimiklerle oluşan kırışıklıklara etkili olan botulinum toksin uygulamalarından farklı olarak daha ziyade statik yani mimik yapmazken olan kırışıklıklara etkilidir. Öte yandan örneğin alın bölgenizde enine, kaş aranızda dikey kırışıklıklar var ise dolgu uygulamasından önce bu bölgedeki kırışıklıkların sebebi olan kasların gevşetilmesi yani botox uygulaması daha uygun olacaktır. Aksi halde kırıkların altı doldurulsa bile kaslar halen aktif olduğu için doldurulan kırığın hemen yanından yeni kırık hattı oluşması muhtemeldir.

HEM DOĞAL HEM ESTETİK YÜZ, DUDAK VE BURUN DOLGUSU UYGULAMASI İÇİN TEMEL FELSEFE NE OLMALIDIR?

Dolgu uygulamalarında temel felsefe sorunu mümkün olan en az dolgu miktarı ile tedavi etmek, her zaman en doğal sonucu hedeflemek olmalıdır. Dolgu uygulamaları gerekenden biraz fazla yapıldıklarında doğal olmayan sonuçlar doğurabilirler. Örneğin burun kenarı olukları (nazolabial çizgiler) insanlara özgü oluklardır. Yaşlanma ile derinleşen bu olukların derinliğini hafifletmek doğal ve genç bir görünüm kazandırırken, tamamen yok etmeye çalışmak maymunlara benzer bir görünüme sebep olabilir.

DOLGU UYGULAMASI SIRASINDA NELER ÇOK ÖNEMLİDİR?

Tüm dolgu uygulamalarının gelişebilecek risklerin azaltmak için, maksimum steril şartlarda (en az iki farklı dezenfeksiyonu takiben steril eldiven kullanılarak) bu alanda uzman bir hekim tarafından yapılması tercih edilir. Açılan bir dolgu sadece bir kişi için kullanılabilir. Çünkü dolgular hazır şırıngalar içerisinde gelmektedir. Bir başkasının dolgusunu paylaşmanız hijyen ve hastalık riski nedeni ile mümkün değildir. Tüm dolguların bir seri numarası vardır. Size ne yapıldığını bilmeniz en doğal hakkınız, işlemden sonra size yapılan dolgunun seri numarasının yazdığı etiketini mutlaka alınız. Uygulanan dolgunun FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onayının olması dolgunun yüksek kalitede olduğunu gösteren parametrelerden biridir.

EN KALİTELİ DOLGU NASIL ANLAŞILIR? EN İYİ DOLGU NEDİR?

En iyi dolgu çok uzun süre kalan dolgu değil, hesaplandığı kadar kalan ve emildiği vakit geride hiçbir yabancı cisim bırakmayıp vücuda zarar vermeyen dolgudur. Daha güvenli ürünler vücutta tamamen metabolize edilebilen yapılardan oluşturdukları için, etki süreleri de çok çok uzun değildir. Kalıcı partiküller içeren ürünler daha uzun etkilidir. Günümüzde Dünya'da en sık tercih edilen ürünler hyaluronik asit içeren dolgu maddeleridir. Ancak oluşturabildikleri alerji ve reaksiyonlar nedeni ile hekimler arasında daha az tercih edilmektedir. Dolgu markası vermek uygun olmamakla beraber FDA ( Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı dolguların daha güvenilir olduğu söylenebilir.

Jawline Dolgu

Jawline Nedir, İçeriğinde Ne Vardır?

Jawline dolgusu, çene hatlarını belirginleştirmek ve daha estetik hale getirmek için yapılan dolgu işlemine verilen addır. Çene hattına hacim katmak, bu hat ile boyun bölgesi arasında belirgin bir ayrım yaratmak isteyenlere jawline uygulaması yapılabilir. Jawline ayrıca çene hattına daha keskin bir açı verebilir. Bazı kişilerde görülen asimetrik çene çizgileri için de jawline uygulaması tercih edilebilir. Ciltte oluşan sarkma, kırışıklık, dalgalanma gibi etkiler yine jawline ile azaltılabilir. Jawline uygulaması sayesinde kırışıklıklar azalır, uygulanan bölgeye bir dolgunluk gelir ve ince çizgiler yumuşar. Böylece incelmiş ve sarkmış cilt yapısı daha hacimli hale gelir.

Jawline Dolgusu Nasıl Uygulanır?

Çene dolgusu işleminden önce doktorunuz yüzünüzü ve çene bölgenizi detaylı bir şekilde inceler. Sizden sağlık durumunuzu, beklentilerinizi dinler ve yapılabilecekleri anlatır. Bu aşamada kullandığınız ilaçları, sigara içip içmediğinizi ve mevcut bir cilt hastalığınız olup olmadığını doktorunuza mutlaka söylemelisiniz. Bazı antiinflamatuar ilaçlar, kan sulandırıcılar ve aldığınız kimi takviyeler kanama ve morarma ihtimalini artırabilir. Nikotin tüketimi ise iyileşmenin daha uzun sürmesine neden olabilir.
Doktorunuz tüm bu bilgiler doğrultusunda kullanacağı dolgu tipini, ne kadar dolgu kullanacağını, uygulamayı hangi derinliğe ve nerelere yapacağını belirler ve sonra uygulama aşamasına geçer.
Uygulama aşamasında önce cildiniz temizlenir. Ardından yüzünüze hafif bir uyuşukluk yaratan anestezik krem sürülür. Bu, uygulama sırasındaki hislerinizi azaltmak için yapılır. Bazı dolgu maddelerinin içerisinde de aynı amaçla anestezik bileşenler bulunur. Dolgu maddesi istenen derinlikte ve miktarda enjekte edilir. Enjeksiyon sırasında hafif bir sıkışma ve hafif bir acı hissedebilirsiniz. Tüm işlem 15-20 dakika arasında tamamlanır.

Jawline Dolgusu Kalıcı Mıdır?

Jawline dolgusunun kalıcılığı kullanılan dolgu maddesine göre değişir. Jawline uygulaması için kullanılan geçici, yarı-kalıcı ve kalıcı dolgu maddeleri mevcuttur. Geçici dolgular, biyolojik olarak tamamen çözülebilmeleri ve vücutta yabancı madde kalmaması nedeniyle en sık tercih edilenlerdir.
Günümüzde en sık kullanılan dolgu maddesi hyaluronik asit içerikli dolgulardır. Hyaluronik asit insan vücudunda doğal olarak bulunur, cildimizi nemli ve dolgun tutar. Vücudumuz bu maddeyi gençken fazla miktarda üretir. Yaş aldıkça bu maddenin üretimi azalmaya başlar. Bu durum cilt sarkmasına ve kırışıklıkların oluşumuna neden olur.
Hyaluronik asit ile jawline uygulamasının yapılması ile çene hattı belirginleşir, cilt dolgunlaşır.
Hyaluronik asit, enjeksiyon bölgesinde 12 aya kadar kalır, zamanla vücut tarafından tamamen yıkılır. Tekrarlayan uygulamalarla enjeksiyon bölgesinde vücudun kendi kolajen üretimi uyarılarak dolgu maddesi erise de doğal bir dolgunluk artışı sağlanabilir.

Jawline Kimlere Uygulanır?

Jawline bazı sağlık sorunları olan kişilere uygulanmaz. İşlem bölgesinde uçuk, vücutta aktif enfeksiyon varsa bunların gerilemesi beklenip sonrasında işlem yapılmalıdır. Otoimmün bağ dokusu hastalıklarının aktif döneminde de dolgu uygulanması doğru değildir.

Uygulama Sonrasındaki Süreç Nasıldır?

Jawline uygulamasının ardından bir miktar şişme ve morarma görülebilir ancak bu yan etkiler birkaç günde kendiliğinden geçer. İşlem sonrası bu sorunların etkilerini azaltmak için işlem yapılan yerlere günde birkaç kez soğuk kompres yapabilirsiniz. Soğuk kompres rahatlamanızı sağlayacaktır. Jawline uygulamasının ardından günlük rutininize dönebilirsiniz ama bir gün geçmeden zorlayıcı aktiviteler yapmamalısınız.

Gözaltı Işık Dolgusu

Estetik dolgu maddelerinden biri olan ışık dolgusu, vücudun farklı bölgelerinde ve yüzde uygulanmaktadır. Gözaltı bölgesinin derisinin ince ve hassas bir yapıda olması sebebi ile güvenilir bir tedavidir. Işık dolgusu içerindeki etken madde hyalüronik asittir.
Işık dolgusu çeşitli sebeplerle göz altında oluşan; morluklar, torbalar, çökükler ve kırışıklıkları tedavi etmek için kullanılmaktadır. İçeriğinde bulunan; hyalüronik asit, antioksidanlar, amino asitler, mineraller ve vitaminler bakımından zengindir.
Cerrahi bir uygulama içermemesi bakımından konforlu bir tedavi yöntemidir. Göz altı bölgesinin hassas olması sebebi ile kemik üzerinden derin katmana işlem yapılmaktadır. İlk seanstan sonra bile belirgin etkiler göstererek göz çevresini aydınlatır.

Gözaltı Işık Dolgusunu Kimler Yaptırabilir?

Işık dolgusu genellikçe göz çevresinde kırışıklık olan, alt göz kapağında morluk ya da torba oluşumu görülen, göz altında siyahlık olan kişiler tarafından tercih edilmektedir. İşlem 18 yaşından büyü olan kişilerin göz çevresinde estetik açıdan hoş bir görüntü oluşturmaktadır.

Gözaltı Işık Dolgusu Kimlere Yapılmaz?

Gözaltı morlukları için tercih edilen bu yöntemin şu kişilere uygulanması tavsiye edilmemektedir:
  • Hamile ya da emziren kadınlar
  • Şeker hastaları
  • Sağlık geçmişinde felç bulunanlar
  • Kanda pıhtılaşma sorunu yaşayanlar
  • Cilt hastalığı olanlar
  • Dolgu içeriğindeki maddelerden birine alerjisi bulunanlar
  • Damar tıkanıklığı sorunu olanlar

Gözaltı Işık Dolgusu Hangi Bölgelere Uygulanır?

Işık dolgusu; gözaltı çöküklüğü, gözaltı siyahlığı gibi durumlarda da uygulanmaktadır. İş bölgeleri; elmacık kemikleri ile gözlerin arasında görülen çukurluklar, torbalar ve morluklardır. Genellikle her seansta tek bir enjeksiyon uygulanmaktadır.

Gözaltı Işık Dolgusu Nasıl Yapılır?

Gözaltı ışık dolgusu işlemi; gözün alt kapağında oluşan morluk, torbalanma ya da çöküklüğün tedavi edilmesi işlemidir. Işık dolgusu vücudun farklı bölgelerinde uygulanan işlemlerden bir tanesidir. Göz bölgesi için daha hassas teknikler kullanılan bu işlem göz altlarının daha parlak ve sağlıklı bir görünüme kavuşmasını sağlamaktadır.
Gözaltı ışık dolgusu şu şekilde uygulanmaktadır; Lokal anestezi ya da sedasyon uygulanmaktadır. Dolgu, derinin alt kısmına değil kemiğin üstüne yapılır. Dolgu bir kanül yardımı ile yavaş yavaş uygulanmaktadır. İğne ile de dolgu yapılsa da morarma ya da şişme meydana gelebilir. Bu sebeple hasta kanül ile uygulanmasını tercih edebilir. Uygulanan dolgu miktarı ortalama 0,6- 1 cc arasındadır. Yetersiz gelmesi durumunda ilave yapılabilir. Uygulanan işlemin sonucu hemen gözlemlenmektedir. Gözaltı Işık Dolgusu Kalıcı mı? Kalıcılık süresi ortalama 1-1,5 yıl arasında değişiklik göstermektedir. Bunu belirleyen etkenlerin başında göz altındaki çöküklüğün derecesine göre uygulanan dolgu miktarıdır. Göz altı ışık dolgusu torbalanma ve göz altı siyahlığında da uygulanmaktadır. Çöküklük seviyesi kişiden kişiye değiştiği için uygulanan ışık dolgusunun kalıcılık süresi de değişmektedir.

Işık Dolgusunun Kaç Seans Uygulanması Gerekir?

Işık dolgusu için genellikle tek seans uygulanması yeterli olsa da 3 hafta aralık verilerek 3 seans uygulanması önerilmektedir. Sonuçlar ilk seanstan itibaren gözlemlenmektedir. Cildin taze ve canlı görünmesini sağlayan bu işlem ortalama 10-15 dakika sürmektedir.

Gözaltı Dolgusu Öncesi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Gözaltı siyahlığı ve çöküklüğü gibi durumların tedavisi olarak bilinen ışık dolgusu; sağlıklı ve canlı bir görünüşe sahip olmak amacıyla yapılan estetik bir işlemdir.
İğne ya da kanül ile uygulanan bu tedavi için öncesi ve sonrasında dikkat etmeniz gerekenler şu şekildedir:
Sigara ve alkol tüketimine işlemden önceki ve işlemden sonraki iki hafta ara vermeniz sağlığınız açısından önemlidir. Alerjik reaksiyon gösterdiğiniz durumları, kullandığınız ilaçları ve sağlık geçmişinizi doktorunuzla paylaşınız. Kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız işlem öncesinden bırakmalısınız. Beslenmenize dikkat etmeniz kısa sürede iyileşmeniz ve enfeksiyon riskinden korunmanız açısından önemlidir. Sebze meyve tüketiminizi artırmanız faydalı olacaktır. İşlemden 24 saat sonra duş almanız iyi olacaktır. İlk 24 saat sıcak duş almaktan kaçınmalısınız. Mimiklerinizi zorlayacak hareketlerden bir süre kaçınmalısınız. Birkaç gün ağır egzersiz ve spor yapmamanız tavsiye edilmektedir. Yaklaşık 14 gün aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamlardan kaçınmalısınız. İşlem sonrasında birkaç gün havuza ve denize girmemeniz enfeksiyon oluşmaması bakımından önemlidir.

Gözaltı Dolgusu Sonrası Bakım Nasıl Yapılır?

Uygulama sonrasında işlem yapılan yerde kızarıklıklar oluşabilir. Tedaviden sonra dört beş saat içerisinde geçecektir. Bu süreçte dikkat etmeniz gerekenler şu şekildedir:
  • Enjeksiyon yapılan bölgelere baskı uygulamamalı, elinizle ovuşturmamalısınız.
  • İlk 24 saat herhangi bir krem uygulamamalı, kozmetik ürün kullanmamalısınız.
  • İlk üç gün güneş ışınlarına yoğun şekilde maruz olacağınız yerlerden kaçınmalısınız.
  • Doktorunuzun size reçete ettiği ilaç ve kremlerin kullanımını aksatmamalısınız.
  • Doktor kontrolü yapılmadan yeni bir estetik müdahaleden kaçınmalısınız.

Mezoterapi

Mezoterapi, ilk olarak 1952 yılında Dr. Michel Pistor tarafından uygulanan estetik amaçlı tıbbi bir işlemdir. Mezoterapi dünya genelinde cilt yenileme, anti-aging, bölgesel zayıflama, selülit, çatlaklar, lekeler, yara izleri, saç tedavisi, akut ve kronik ağrı, spor yaralanmaları, çeşitli deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Mezoterapi cilt altındaki kolajen ve elastin gibi yapıları uyararak etkisini gösterir. Bu şekilde o bölgedeki kan dolaşımı, lenfatik dolaşım ve immün cevap düzenlenir.
Mezoterapi; vitaminlerin, minerallerin, aminoasitlerin, enzimlerin tek başlarına ya da genellikle karışım halinde derinin orta tabakasına mikroenjeksiyon ile uygulanması tekniğidir. Enjekte edilecek maddeler kişiye ve kişinin isteklerine uygun olarak seçilir.

Mezoterapi hangi durumlarda uygulanır?

Mezoterapi birçok farklı durumda uygulanabilir. Mezoterapinin en sık uygulandığı durumlar şu şekilde sıralanabilir;
  • Cilt yaşlanması ve sarkması
  • Leke tedavisi, güneş lekeleri
  • Deri çatlakları
  • Selülit
  • Kilo kaybı
  • Saç dökülmesi, saç tedavisi, kellik
  • Gözaltı morlukları ve gözaltı torbaları
  • Alerjiler
  • Spor yaralanmaları
  • Vitiligo (derideki pigment yetersizliği)
  • Akut ve kronik ağrılar
  • Fibromiyalji (geceleri yeterince uyku almasına rağmen sabah kalktığında insana kendini hiç uyumamış gibi hissettiren yumuşak doku romatizması).

Hangi durumlarda mezoterapi uygulanmaz veya uygulanması sakıncalıdır?

Mezoterapinin aşağıda verilen durumlarda uygulanmaması önerilir. Bu durumlar:
  • Gebelerde
  • Süt veren annelerde
  • İnme (felç) geçmişi olanlarda
  • İnsülin bağımlı diabetes mellitus (şeker hastalığı) olanlarda
  • Kanser hastalarında
  • Kan pıhtılaşma sorunu yaşayanlarda
  • Kullanılacak ilaçlardan herhangi birisine karşı alerjik reaksiyon geçirme riski olanlarda Ürtiker hastalarında
  • Birden fazla ilaç tedavisi gerektiren kalp hastalığı bulunan insanlarda mezoterapi uygulanmaz.

Mezoterapinin özellikleri nelerdir?

Mezoterapide küçük miktardaki ilaçlar mikroenjeksiyon yöntemi ile direkt problemli bölgeye verilir. Bu şekilde sistemik bir etki oluşturmaksızın problem çözülür ve tedaviden maksimum fayda sağlanır.

Mezoterapinin yan etkileri nelerdir?

Enjeksiyon bölgesinde geçici kızarıklıklar ve morarmalar oluşabilir. Bu bir sorun teşkil etmez çünkü kullanılan maddeler sistemik dolaşıma karışmadığından bu etkiler 1-2 gün içinde kendiliğinden kaybolur.

Mezoterapi tedavisine cevap ne zaman alınır?

Tedaviye cevap problemin şiddetine, kişinin yaşına ve cilt yapısına bağlı olmakla birlikte genellikle 2. veya 3. seanstan sonra görülmeye başlanır.

Mezoterapi sonrası nelere dikkat edilmelidir?

Mezoterapi seanslarından önce ve sonra aspirin gibi kanı sulandıran ilaçlar kullanılmamalıdır. Mezoterapi seansından sonra, uygulama yapılan bölgeye yaklaşık 10-15 saat su değdirilmemelidir. Kot, dar pantolon gibi vücudu saran pantolonlar giyilmemesi tavsiye edilir. Mezoterapi seanslarından sonra 48 saat zorlu hareketler, 10-15 saat banyo ve makyaj yapılmamalıdır.

Saç Mezoterapisi

Saç mezoterapisi, hem kadınlar hem de erkeklerde saç dökülmesini engelleyen, bununla beraber saç uzamasını sağlayan ve kelliğin tedavisi olarak da kullanılabilen bir yöntemdir. Kelleşme sorunu yaşayan insanların saç derisindeki gerekli vitamin, mineral ve besin ögelerini sağlayarak, saç dökülmesini önler. Besin ögeleri içeren enjektör yardımıyla, saç derisine bir sıvı enjekte edilerek gerçekleştirilir. Bu yöntem ayrıca hücre metabolizmasını hızlandırır, enfeksiyonları yok eder ve saç derisindeki kan dolaşımının hızını oldukça artırır. Saç foliküllerini de canlandırırarak, uzun, güçlü, hacimli ve sağlıklı saçlara kavuşmanıza yardım eder. Mezoterapi yönteminde oldukça ince iğneler kullanılarak, saç derisinin 2-3 mm altına vitamin, mineral, antioksidanlar ve dokuyu güçlendirip, bakım yapacak diğer bileşenler enjekte edilir. Genellikle saç ekim işleminden 6 ay sonra uygulanır ve yeni çıkmış saç tellerine bakım yapıp güçlendirerek gelecekteki saç dökülmeleri önlenir.
Genetik yatkınlık, çevresel faktörler (stres, sigara, hava kirliliği, UV ışınları), hormonal bozukluklar, beslenme ve uyku düzensizlikleri; saçlarda kırılma, dökülme, cansızlaşma ve seyrelmeye neden olur. Mezoterapi uygulamaları ile saç köklerinin kan dolaşımı artırılır, beslenmesi için gerekli olan vitamin, mineral ve aminoasitlerin saça ulaşması sağlanır. Özellikle bazı tip saç dökülmelerinde saç mezotarepisi ile iyi sonuçlar alınmaktadır. Hastanın problemine göre haftalık veya iki haftalık seanslar şeklinde 4-10 seans yapılır.

Yüz Mezoterapisi (Mezolifting)

Güneş hasarı ve kolajen kaybı birleşerek cildin dolgunluğunu ve görünümünü bozar. Yüz mezoterapisinde ilaçlar küçük miktarlarda karıştırılarak cildin içine ve altına direkt olarak verilir. Mezoterapi ile cilt etkili maddelerden kısa sürede faydalanabilir. Ayrıca ilaçlar çok az miktarda verildiği için kullanılan maddelerin yan etki olasılığı azalır. Yüz mezoterapisi (mezolifting) cildi yenileyen, cilt kırışıklığı ve cilt sarkmalarına etkili olan doğal ve faydalı bir yöntemdir. Mezolifting oldukça etkili bir anti-aging tedavidir. Ciltte kolajen sentezini uyarır; gençleşme, sıkılaşma ve parlaklık sağlar. Yüz mezoterapisi sonrası cilt daha taze ve dinlenmiş görünür. Cildin elastikiyeti artar ve cilt sarkması azalır. Kırışıklıklar hafifler. Cilt aydınlık bir görünüme kavuşur.
Yüz mezoterapisi yönteminde cildi yenileyen hyaluronik asit, antioksidanlar, vitaminler, mineraller ve amino asitler cilt altına minik iğnelerle uygulanır. Bu faydalı maddelerin direkt cilde verilmesi ve cildin uyarılması cildin kolajen ve elastin üretimini artırır, ciltte nemlenme artar ve cilt yenilenir. Uygulama öncesi cilt temizlenir ve dezenfekte edilir. İşlemden yarım saat önce anestezik krem sürülebilir.
Yüz mezoterapisi başlangıçta 1-4 hafta aralıklarla uygulanır. Ortalama 4-6 seans sonrası 3-6 ayda bir tekrarı yapılabilir. Yüz mezoterapisi sonuçları ikinci seanstan sonra ortaya çıkmaya başlar. Tedavi bittikten sonra cilt yenileme etkisi devam eder.

İğnesiz Mezoterapi

Son yıllarda sıkça tercih edilen iğneli mezoterapi uygulamasına alternatif olarak geliştirilen iğnesiz mezoterapi ile artık ağrı ve acı olmadan cildi yenilemek mümkün.
Mezopeelingin en önemli özelliklerinden biri içeriğinde bulunan etkin karışımdır. Ayarlanmış oranlarda TCA (Tricarboksilik asit) ve H2O2 kombinasyonu içeren yöntem, cilde hasar vermeden fibroblast büyüme faktörlerini uyararak ciltte etki sağlar. Böylece ciltte iğne kullanmadan, iğnesiz olarak bio güçlendirme ve canlandırma sağlanır. Uygulama sonrasında cilt altında kolajen üretimi ve güçlü lifting etkisi devam ederek cildin sorunlarını tedavi eder ve yeni kolajen oluşumunu tetikleyerek hücrelerde biyolojik uyarım gerçekleştirir.
Mezoterapi yaptırmak isteyen, ancak iğneleme işleminden korkan hastalar için ideal olan Mezopeeling, yüz, boyun, göğüs ve dekolte bölgelerinde yaşanan sarkma, gevşemeye yönelik sıkılaştırma, skar ve iz tedavisi, çatlak tedavisi ve leke tedavisinde kullanılır. Uygulamadan başarılı sonuçlar da elde edilmektedir.
Mezopeeling dolgu ile kombine edilirse her iki uygulamanın etkisinin arttığı bir sinerji yakalanır. Lazer veya radyofrekans tedavilerinde, ip ve roller ile de birlikte de kullanılabilir.

Selülit mezoterapisi

Selülit her yaş grubu kadın ve erkekte görülebilen bir dolaşım rahatsızlığıdır. Problem genelde hormonal faktörlere bağlı lenf drenaj sorunu sonrası ortaya çıkar. Mezoterapi ile cildin altına enjekte edilen maddeler selülitli alanda kan akımını ve lenfatik dolaşımı düzenler, yağ depozitlerini çözer ve son olarak sertleşmiş bağ dokuyu düzeltir. Bu şekilde kişinin görünümü değiştirir. Selülit tedavisinde mezoterapi ile 4-10 hafta süre içinde, haftada bir uygulama ile başarılı sonuçlar alınır. Tedavi diyet ve egzersiz ile desteklenirse sonuçları oldukça kalıcıdır.

Bölgesel yağlanma

Mezoterapi, karın, bel, kol ve bacaktaki bölgesel yağlanmaların giderilmesinde liposuctiona alternatif tedavi olarak sunulmaktadır. Enjeksiyon alanındaki yağ dokunun yıkılmasını sağlar. Tedavi, eğer diyet ve egzersiz ile desteklenirse sonuçları normalden daha uzun süre kalıcı olur.

Leke Bakımı

Cilt lekeleri, ciltte melanin adı verilen pigment miktarının aşırı artmasıyla oluşur. Oluşumunda bir çok etken rol oynamakla birlikte cilt lekelerinin en önemli nedeni güneş ışınlarıdır. Güneş ışınlarına aşırı maruz kalmak sadece lekelerin oluşumuna değil, oluşmuş lekelerin daha da koyulaşmasına neden olur. Bunun dışında genetik yatkınlık, gebelik, doğum kontrol hapları başta olmak üzere kullanılan bazı ilaçlar, cilde temas eden bazı kozmetik ürünler, ciltte inflamasyona yol açan akne gibi bazı cilt hastalıkları da lekelerin gelişmesine neden olabilir.

Cilt lekeleri vücudun hangi bölgelerinde görülür?

En sık yüz, dekolte bölgesi, omuzlar ve el üzerlerinde görülür. Yüzde özellikle alın, burun sırtı, yanaklar ve üst dudakta izlenir.

Cilt lekelerinin kaç türü vardır?

Cilt lekelerinin bir çok farklı türü vardır. En sık görülen ve özellikle güneş ışınlarıyla tetiklenenler yaşlılık veya karaciğer lekesi olarak bilinen solar lentigo, gebelik lekesi veya gebelik maskesi olarak bilinen melazma ve çillerdir.

Cilt lekelerinin tedavisi nasıl yapılır? Hangi yöntemlerden yararlanılıyor? Bunlar nasıl işe yarıyor?

Leke tedavisinde uygulanan çok sayıda farklı yöntem vardır. Uygulanacak yöntem lekenin türüne, derinliğine, yerine ve cildin yapısına göre belirlenir. Tedavi yöntemleri;
  • Renk açıcı ilaç kremler
  • Kimyasal peeling ve enzim peeling
  • Lazer ve ışık tedavileri
Renk açıcı ilaçlı kremler hidrokinon, retinoik asit (tretinoin, isotretinoin ve adapelen) ve azelaik asit içerir. Bunlardan etkinliği en yüksek olanlar hidrokinon ve retinoik asit türevleridir. Leke tedavisinde hidrokinon ve retinoik asit ayrı ayrı kullanılabildiği gibi, bu iki ilaç birlikte kullanıldığında daha hızlı ve etkili sonuç alınır. Bu yöntem özellikle melazma tedavisinde ilk tedavi seçeneğidir.

Kimyasal Peeling

Cilt lekelerinin tedavisinde en sık alfa hidroksi asit (AHA) peelingi olarak bilinen glikolik asit peelingi uygulanır. Uygulanan diğer kimyasal peeling yöntemleri ise salisilik asit, laktik asit ve trikloroasetik asit (TCA peeling) peelingleridir. Glikolik asit peelingi en etkili ve güvenilir peeling yöntemidir. Ancak birden fazla sayıda uygulama yapmak gerekir. Renk açıcı ilaçlı kremler ile birlikte kullanıldığında etkinliği artar. Kimyasal peelingler derinin hasar görmüş üst tabakasını soyarak cilt lekelerini tedavi eder. Kimyasal peeling genellikle melazma tedavisinde tercih edilir.

Enzim Peeling

Leke tedavisinde son yıllarda uygulanmaya başlanan yeni bir peeling yöntemi ise enzim peelingdir.
Enzim peeling hem leke açıcı hem de peeling etkisi olan birden fazla sayıda etken madde içerir. Bu yöntem ciltte melanin oluşmasını sağlayan “tirozinaz” adlı enzimi baskılar. Bu sayede lekeli bölgelerde melanin oluşumu azalır ve cilt rengi açılır. Cilt lekelerinin tedavisinde enzim peelig diğer kimyasal peelinglere göre daha etkilidir ve daha kısa sürede ve tek uygulama ile olumlu sonuç alınabilir. Başta melazma olmak üzere solar lentigo tedavisinde de çok etkilidir.

Lazer ve Işık Tedavileri

Cilt lekelerinin tedavisinde Q anahtarlı lazerler, fraksiyonel karbondioksit (CO2) lazer ve yoğun vurulu ışık (IPL) uygulanabilir. Leke tedavisinde lazerler oldukça yaygın uygulanmaktadır. Bununla birlikte her lazer her tür lekenin tedavisinde olumlu sonuç vermez. Daha da önemlisi bazı lekeler uygun olmayan lazerlerle tedavi edildiklerinde daha da koyulaşır ve kalıcı olabilir. Bu nedenle cilt lekelerinin lazerle tedavisinde en önemli nokta lekenin türüne göre uygulanacak lazer tipinin çok doğru seçilmesidir.
Q anahtarlı lazerler solar lentigo ve çillerin tedavisinde etkilidir. Melazma tipi lekelerde ise bu lazerler lekeyi daha da koyulaştırabildikleri için tercih edilmezler.
IPL lazer olarak bilinmekle birlikte aslında lazer benzeri etki gösteren bir ışık sistemidir. IPL kullanılarak uygulanan "fotogenesis" işlemi derinin epidermis adı verilen en üst tabakasını yeniler. Özellikle çiller ve solar lentigo tipi lekelerin tedavisinde çok etkilidir. Bir-iki seans ile sonuç alınır. Ayrıca ciltteki renk farklılıkları ve düzensizlikleri giderilir. Melazma tedavisinde de etkili olabilir. En sık yüz, el, dekolte bölgesi ve sırta uygulanmakla birlikte, leke bulunan diğer bütün vücut bölgelerine de uygulanabiliyor.
Fraksiyonel karbondioksit (CO2) lazer: Fraksiyonel CO2 lazer cilt yenileme ve gençleştirmede çığır açan yeni bir yöntemdir. Bu lazer aynı zamanda solar lentigo ve melazma tedavisinde de güvenli ve etkilidir. 3-4 seans uygulamak gerekir.

Cilt lekelerini tedaviye yönelik kozmetiklerler bu sorunu çözebilir mi?

Eczanelerde ve kozmetik ürün satan mağazalarda bir çok leke giderici ürün satılmaktadır. Bu kozmetik ürünlerin içinde farkli türde birçok leke açıcı etken madde bulunur. Ancak bu maddelerin leke giderici etki gösterebilmeleri için o ürünün içinde uygun miktar ve yoğunlukta bulunması gerekir. Kozmetik ürünlerde bu etken maddeler ilaçlı kremlere göre daha düşük yoğunluk ve miktarda bulunur. Bu nedenle leke açıcı etkileri ilaçlı kremlere göre daha azdır.

Leke açıcı kozmetik ürünlerin içeriğinde hangi maddelerin olması gerekiyor? Satın alırken nelere dikkat etmeliyiz?

Kozmetiklerin içinde çok sayıda farklı leke açıcı etki gösteren madde mevcuttur. Bu etken maddelerin başlıcaları retinoidler (retinol, retinaldehit ve retinil esterleri), alfa-hidroksiasitler (meyve asitleri-glikolik asit), hidrokinon, azelaik asit, kojik asit, arbutin, fitik asit, askorbik asit, soya ve meyan kökü ekstresidir. Bu maddelerden retinoidler, alfa-hidroksiasitler, hidrokinon, azeliak asit ve kojik asitin hem bilimsel olarak kanıtlanmış leke açıcı etkileri vardır, hem de etkileri daha yüksektir. Bu nedenle leke açıcı kozmetikler alırken bu maddeleri içerenler tercih edilmelidir.

Cilt lekelerinin oluşmasını önlemek için neler yapmalıyız?

Lekelerin oluşmasını önlemenin ilk ve en önemli basamağı güneşten korunmaktır. Bunun için dört mevsim ve hayat boyu güneşten koruyucu krem kullanılmalı, yaz aylarında geniş kenarlı şapka ve koyu renkli gözlük kullanılmalı, saat 11:00-15:00 arasında güneşten korunmasız dolaşılmamalı ve denize girilmemelidir. Ayrıca benzer etkilerinden dolayı solaryumlardan da uzak durulmalıdır.

Hdyrafacial

Herkes cildinin pürüzsüz, parlak ve genç görünmesini ister. Bunun için de kimi zaman çok aşamalı, uzun süren ve toplamda oldukça pahalıya gelen bazı bakım rutinlerini takip eder. Peeling, nemlendirme, maskeler, kremler, yağlar, esanslar ve serumlar gibi pek çok ayrı kalemi satın almak zorunda kalır. Çoğu zaman da başarısız sonuçlarla karşılaşır. Sivilce problemleri, kuruluk, yaşlanma belirtileri, solgunluk, mat cilt gibi pek çok soruna tek kalemde çözüm bulmak ise aslında mümkün. Hydrafacial ile hemen hemen her yaştan ve her cilt tipinden kişiye bütünsel bir cilt bakımı yapılabilir. Bu mucizevi bakım dünyada en çok tercih edilen bakım olmasının hakkını veriyor. Bir düğün öncesi, önemli bir toplantıdan hemen önce ışıl ışıl, canlı görünmesini istiyorsanız Hydrafacial yaptırmanız yeterli.

HYDRAFACIAL NEDİR?

Hydrafacial adını ‘hidrat’ kelimesinden alır. Cildi nemlendirme özelliği Hydrafacial’ı diğer tüm cilt yenileme yöntemlerinden ayırır. Bu tedavi, ölü cilt hücrelerini ve kirleri temizlerken aynı zamanda taze cildi temizleyici ve nemlendirici serumlarla besler. Tedavi yatıştırıcı, ferahlatıcı ve tahriş edici değildir. En önemlisi, anında etkilidir ve aynı zamanda uzun süreli cilt sağlığına önemli katkı sağlar. Geliştirilmiş Vortex teknolojisi ile cilde zarar vermeden, cildin yenilenmesini sağlayan yöntem; ölü deri hücrelerini kaldırır ve gözeneklerdeki tüm kirleri emer, ardından gözenekleri besin açısından zengin serumlar “güçlendiriciler” ile besler. Bu uygulama klasik mikrodermabrazyon tedavilerinden çok daha naziktir. Bu nedenle çok hassas ciltlerde bile rahatlıkla kullanılabilir. Hydrafacial bakımı çok hızlı ve etkilidir, tamamlanması sadece 30 dakika sürer. Ayrıca, sonuçlar anında fark edilir ve iyileşme süresi gerekmez. Genel anlamda şu cilt rahatsızlıklarında işe yarar;
  • Yağlı, akne eğilimli cilt
  • Kuru cilt
  • Düzensiz cilt tonu
  • İnce çizgiler ve kırışıklıklar
  • Hiperpigmentasyon
  • Güneş hasarı
  • Yaşlılık lekeleri
  • Siyah nokta
  • Genişlemiş ve tıkanmış gözenekler

HYDRAFACIAL NASIL UYGULANIR?

Hydrafacial uygulaması tek seansta toplam 4 yüz bakımı içerir: temizleme ve peeling, nazik bir kimyasal peeling, vakumlu emme ve nemlendirici serum. Bu adımlar, patentli bir HydraFacial cihazı kullanılarak sağlanır. Cilt tipi ve estetisyeninize bağlı olarak farklı etkileri olabilen geleneksel yüz bakımlarının aksine tutarlı sonuçlar verir ve tüm cilt tiplerinde kullanılabilir. Hydrafacial bakımı genellikle LED ışık tedavisi ile birlikte kullanılır. Mavi ışık sivilcelerin, kırmızı ışık ise kırışıklıkların görünürlüğünü azaltmaya yardımcı olur.

PEKİ HYDRAFACIAL TEDAVİSİ SIRASINDA NELER OLUR?

Bu uygulama ortalama 30 dakika sürer. Bu süreçte sırasıyla aşağıdaki gibi bir akış olur. 1 – Temizleme
Uygulama sırasında ilk adım temizlik ve pul pul dökülmedir. Cilt nazikçe temizlenirken gözenekler iyice açılır. Ölü cilt hücreleri ve sabun temizlenir. Uygulamanın bu kısmı elektrikli bir diş fırçasının cildinize nazikçe bastırılması gibi bir hisse benzer. 2 – Kimyasal Peeling
Ardından, kimyasal peeling kısmına geçilir. Genellikle tahriş edici veya ağrılı olan ve cildi günlerce kırmızı bırakan klasik kimyasal peelinglerin aksine, Hydrafacial, nazik ama etkili bir peeling için tahriş etmeyen salisilik ve glikolik asit karışımı kullanır. Bu adımın amacı, derin gözenek kalıntılarını gevşetmektir. 3 – Ekstraksiyon
HydraFacial’daki üçüncü adım ekstraksiyondur. Bu, adımda Hydrafacial cihazının siyah noktaları ve gözeneklerdeki kirleri çıkarmak için güçlü ama ağrısız vakumlu emme özelliğinin kullandığı aşamadır. 4 – Nemlendirici Serum
Son olarak, peptitler ve diğer faydalı besinlerle birlikte yatıştırıcı, tescilli bir antioksidan ve nemlendirici serum uygulamak için Hydrafacial cihazı kullanılır. Bu aşama, cildi detoksifiye etmeye, gençleştirmeye ve nemlendirmeye yardımcı olur.
Tedavi sonrası ayrıca ışık tedavisi veya dolgu gibi ek işlemlerle Hydrafacial bakımının etkisi artırılabilir. Bu işlemi yaptırdıktan sonra diğer medikal estetik işlemleri rahatlıkla yaptırılabilir. Diğer hizmetlerimiz olan Medikal Cilt Bakımı ve Botoks için işlemlerimiz sayfasına göz atabilirsiniz.

HYDRAFACIAL UYGULAMASININ AVANTAJLARI NELERDİR?

Tüm cilt tiplerine ve sorunlarına uygun: Yağlı ve akneye meyilli, kuru ve pul pul olmuş veya karma bir cilt aynı oranda Hydrafacial uygulamasından fayda görür. Hassas cilde sahip olanlar bile güvenle birden fazla seansın keyfini çıkarabilir. Kuruluk, yaşlanma, kırışıklıklar, doku farklılıkları, akne/tıkanıklık gibi en yaygın cilt bakımı sorunlarının çoğunu hedefler. Ayrıca henüz herhangi bir tedaviye uygun olmayan Rosacea gibi cilt sorunlarında da etkili sonuçlar vermektedir.
Temizler ve nemlendirir: Hydrafacial yalnızca gözenekleri nazik bir şekilde temizlemekle kalmaz, aynı zamanda cilde peptitler, antioksidanlar ve hyaluronik asit içeren serumlar enjekte eder.
Cilt bariyerini korur: Cilde derinlemesine nem vererek, kalıntıları nazikçe temizlerken cildin bariyerini korur.
Cildi aydınlatır: Gözenekleri antioksidan açısından zengin serumlarla doldurduğundan, daha parlak bir cilde kavuşulur. Ayrıca, nemli cilt ışığı yansıtır ve çok daha parlak görünür.
Hızlı sonuç verir: Hydrafacial, başlangıçtan bitişe kadar sadece 30 dakika sürer ve tedaviden sonra herhangi bir bekleme gerekmez. Cilt dokusundaki ve tonundaki iyileşme hemen fark edilebilir, bu nedenle hastaların iyileşmeye veya kızarıklığın kaybolmasını beklemesine gerek kalmaz. Tedaviden hemen sonra makyaj yapabilir ve normal aktivitelere dönülebilir.
Özelleştirilebilir: Hydrafacial tedavisi benzersiz cilt ihtiyaçlarına ve estetik hedeflerine göre ayarlanabilir. Cildi aydınlatmak ve ince çizgileri ve kırışıklıkları gidermek için ek medikal işlemler kombine edilebilir. Ek olarak, vakumun emiş gücü, göz çevresi gibi hassas noktalarda daha hassas olacak şekilde ayarlanabilir.
Tutarlı sonuçlar: Tedavinin çoğu Hydrafacial teknolojisi tarafından kontrol edildiğinden, her seferinde tutarlı bir şekilde yüksek kaliteli bir tedavi elde edilir.
Ağrısız süreç: Hydrafacial uygulaması cilt üzerinde herhangi bir ağrıya neden olmaz. Bu özelliği ile sıklıkla tercih edilir.

HYDRAFACIAL KAÇ SEANS UYGULANMALI?

Düzenli olarak yüz bakımı veya hidra-bakım rutininiz yoksa, yaklaşık 3 ay boyunca ayda 2-4 seans ile başlamak faydalı olabilir. Yüz, cilt sağlığı için daha iyi bir temel oluşturduğunuzda, ayda bir seans almak yeterli olacaktır. Tedavi amaçlı Hydrafacial uygulamalarında, birer haftalık aralıklarla 4 ile 6 seanslık bir kür uygulanır. Akneye meyilli ve yağlı cilt tiplerine sahip olanlar için bu tedaviyi 2-3 haftada bir yaptırmak daha iyi olabilir.

MEDİKAL CİLT BAKIMI İLE HYDRAFACIAL ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Medikal cilt bakımlarından farklı olarak Hydrafacial, cilde tedavi sırasında veya sonrasında herhangi bir acı olmadan nazik bir temizlik ve canlandırma deneyimi sağlar. Bu tedavi, farklı yaşlarda çok çeşitli cilt sorunları olan kişiler için harika bir seçenektir ve cilde anında görülebilen birçok fayda sağlar. Geleneksel cilt bakımlarında temizleme aşaması genellikle ağrı ve kızarıklık ile sonuçlanır. Cilde bastırma ve sıkma kuvveti uygulanır. Ancak bu teknoloji kuvvet olmadan nazikçe cildi ölü hücrelerden arındırır.
Bu uygulamanın diğer cilt bakımlarından en önemli farkı çok aşamalı bir süreci tek bir aşamaya indirgemesi ve etkinliğini artırmasıdır. Bu cilt bakımı ile 3’ü 1 arada olarak da adlandırılan, aynı tedavide farklı cilt sorunları çözülebilir. Tüm süreci alanında uzman bir hekim yürütür. Diğer medikal cilt bakımlarında ise farklı hekimler, farklı zaman dilimleri olabilmektedir.
Bazı medikal cilt bakımları aşırı hassas ciltler için uygun olmazken bu uygulama Rosacea için faydalı olabilir. Bilimsel çalışmalarda Hydrafacial tedavisi görenlerin cilt yaşlanma belirtilerinde sadece serum kullananlara ve geleneksel cilt bakımı yaptıranlara göre daha fazla azalma olduğu kanıtlanmıştır.

Botoks

Botoks tüm dünyada en fazla uygulanan ameliyatsız estetik girişimlerin başında gelir. Uygulandığı alanda kasların çalışmasını geçici olarak bloke eder ve böylece o bölgede kırışık görünümünü giderir veya hafifletir, yeni kırışık oluşumunu önler. Botoks, labarotuvar ortamında üretilmiş, zararsız bir bakteri toksinidir. Aşırı terleme, migren ve diş sıkma sorunları için de kullanılır.

Botoks nedir? İçinde ne vardır?

Botulinum toksini tip A, clostridium botulinum isimli bakteriden üretilen bir toksindir. Bu uygulama FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından 1989 yılında tıbbi amaçlar için onaylanmış ve kullanılmaya başlanmıştır. Botoksun kozmetik amaçlı kullanımı ise yine FDA’nın 2002 yılında onaylamasıyla dünya çapında başlamıştır.

Botoks cilde nasıl etki eder?

Cilt altına enjekte edildiğinde sinirlerden kaslara gelen sinyalleri engeller, böylece o kasların kasılmasını önler. Kasılan kasların neden olduğu kırışık ve çizgiler de hafifleyip, kaybolur.

Botoks hangi amaçlarla kullanılır?

Bu uygulamanın üç temel uygulama alanı bulunur: Kas hareketliliğinin kontrolü, koltuk altında aşırı terleme (Hiperhidroz) ve kozmetik iyileşme.

Botoks yüzde ve vücutta nerelere uygulanır?

Yüzde; kırışık ve çizgilerin en sık oluştuğu bölgeler olan göz çevresine, kaş arasına, alın bölgesine yapılır. Ayrıca bu uygulamayla kaş ve burun ucunu kaldırmak da mümkündür. Vücutta ise, tedavi edilecek bölgenin özelliğine göre; baş, boyun ve şakaklara (migren için), avuç içleri ve koltuk altına (terleme için) ve çiğneme kaslarına (diş sıkma tedavisi için) bu uygulama yapılabilir.

Botoks yaptırmadan önce nelere dikkat etmeli?

Kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız, kanama veya morarma riskini azaltmak için işlem yaptırmadan birkaç gün önce bu ilacı almayı bırakmanız gerekebilir. Ayrıca doktorunuza kas gevşetici, uyku ilacı veya alerji ilacı kullanıyorsanız bunun bilgisini verin.

Botoks yaptırdıktan sonra nelere dikkat etmeli?

Uygulama sonrasında normal hayatınıza hemen geri dönebilirsiniz. Uygulamadan sonra, doktorlar 2 saat kadar başın aşağıya sarkıtılmamasını ve 3 gün sauna ya da hamama girilmemesini önerir. İşlem yapılan bölgelerde hafif morluklar oluşabilir, bunlar işlemi takip eden birkaç gün içerisinde kaybolur.

Botoks uygulaması sonrası iyileşme nasıl olur?

İşlem sırasında mercimek taneciği kadar kabarcıklar oluşur ve bunlar dakikalar içerisinde kaybolur. Çok çok nadiren ise kılcal damarlardan sızma ve buna bağlı hafif derecede morarma olabilir. Soğuk kompres ve morluğa karşı kullanılan kremlerle sorun çözülür.

Botoks sonuçları ne zaman görülür?

Normalde birkaç gün içinde cildinizdeki değişikliği fark edebilirsiniz. Kas üzerindeki etkileri 2-4 gün içinde başlar. Maksimum faydanın sağlanması ise yaklaşık 10-14 günü bulur.

Botoksta işlem süresi ne kadardır?

İşlem süresi, uygulanacak bölgeye göre değişiklik gösterse de ortalama olarak 10 dakika sürer. Uygulanmadan önce bölgeye anestezik krem uygulamak şart değildir. Ancak gerekli görülürse anestezik krem bölgeye sürülür, yaklaşık 15 dakika sonra doktor uygulamaya geçer. İşlem sonrasında normal hayatınıza hemen geri dönebilirsiniz.

Botoks acılı bir işlem midir?

Her enjeksiyon çok hafif bir acıya neden olur ancak burada kullanılan iğneler çok küçüktür, bu yüzden ağrı genellikle minimumdur. Enjeksiyondan 10-20 dakika önce, doktor topikal bir anestezik krem uygular ve acı hissi büyük ölçüde azalır. İşlem sırasında ise soğuk kompres yapar ve rahatsızlık hissi en aza iner.

Ne kadar sıklıkla botoks yaptırmalısınız?

Bu, yüzeysel kırışıkları tamamen ortadan kaldıran, derin kırışıkların ise görünümünü hafifleten bir uygulamadır. Etkisi 4 ila 6 ay sürer. Bu sürenin sonunda işlemin tekrarlanması gerekir ve ne kadar süre etki edeceği ise kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bazı faktörler süreyi 6 aya kadar çıkarabilirken bazı faktörler 3 ayla sınırlı kalmasına neden olabilir. Bu faktörler şöyle sıralanabilir: Yaşı ileri olan kişilerde kas tonusu azaldığı için gençlere göre daha sık tekrar gerekebilir.
  • Yüz yapınız ve mimiklerinizi ne yoğunlukta kullandığınız
  • Sigara kullanımı
  • Beslenme şekli
  • Güneşlenme sıklığı
  • Cilde gösterilen özen
Uygulama sıklığı (bazı kişilerde tekrarlanan uygulamalar daha uzun süreli etki sağlar. Diğerlerinde ise ilaca karşı direnç gelişebilir ve bu kişiler daha sık uygulama yaptırmaya ihtiyaç duyar. Her iki durumda da aynı bölgeye üç aydan daha sık yapılması önerilmez.)

Botoksun zararı var mı?

Uzman doktor tarafından, onayları mevcut olan markalara ait botokslarla yapılan işlemler son derece güvenlidir. Enjeksiyon noktalarında hafif kızarıklık ve morluk olabilir. Uygulama yapılan günde de baş ağrısı yaşanabilir. Bilinen sistemik bir yan etkisi yoktur. Vücutta birikmez. Ancak, uzman hekimlerin ya da hekim olmayan kişilerin uyguladığı, kalitesiz botokslar çeşitli riskler doğurabilir. Ayrıca hatalı uygulamalar ve gereğinden yüksek dozlar yüz ifadesinin tuhaf bir hal almasına hatta yüzde ciddi asimetrilere neden olabilir.

Botoks yılda kaç kez uygulanır?

Bu, etkisi geçici bir işlemdir. Yaklaşık 6 ay içinde etkisi minimuma iner ve kaybolur. Düzenli olarak yaptırmak etkisini artırır.

Botoks yılan zehri midir?

Hayır. Özellikle geçmiş yıllarda, böyle bir söylenti var olsa da yılan zehri ya da başka bir zehirden yapılmaz. Yukarıda da belirttiğimiz gibi aslında bir toksindir ve protein esaslıdır.

Botoks yüzden başka nerelerde kullanılır? Bununla hangi sorunlar tedavi edilir?

Botoks, tıbbın başka alanlarında da başarıyla kullanılır. Bunların başında; aşırı terlemeye karşı koltuk altı ve eller, migrene karşı boyun ve baş bölgesi, diş sıkmaya karşı çiğneme kasları gelir.

Botoks migreni nasıl tedavi eder? Hangi doktor migrene karşı uygulama yapar?

Botoksla migren tedavisi nöroloji uzmanlarının alanına girer. Bu tedaviden önce, nöroloji uzmanı sizi detaylı bir muayeneden geçirir ve önce kesin teşhis koyar. Uygun hastalarda, şakak, ense ve boyunda belirli bölgelere, belirli aralıklarla uygulama yapılır.

Botoksla diş sıkma tedavisi nasıl yapılır?

Stres kaynaklı diş sıkma yani tıbbi adıyla Brüksizm, genellikle çiğneme kaslarındaki gerginlik nedeniyle ortaya çıkar. Bu uygulama, çiğneme kaslarını geçici olarak rahatlatır ve bu sorunu ortadan kaldırır. Diş sıkma için uygulamayı hem plastik cerrahi uzmanları hem de özel eğitim almış diş hekimleri yapabilir.

Botoksla terleme tedavisi nasıl yapılır?

Terleme botoksu, aşırı terlemeye yol açan ter bezlerine olan sinir uyarımlarını bloke eder. Oldukça etkin bir tedavi yöntemidir. Koltuk altı ve elller aşırı terleme en sık uygulama yapılan yerlerdir.

Örümcek Ağı

Örümcek ağı uygulamasının asıl amacı uygulandığı dokuyu yenilemek ve sıkılaştırmaktır. Uygulama bölgesinin arzu edilen forma girmesini sağlar ve bölgeye dirilik kazandırır. Örümcek ağında kullanılan ipler, insan vücuduna uygundur ve medikal ürünlerdendir.
“İp estetiği” olarak da bilinen uygulama, cerrahi herhangi bir işlem uygulamaksızın gerçekleşir. İnce ve kısa yapıdaki çok sayıda ip kullanılarak yapılan işlem ile çok kısa bir sürede arzu edilen sonuçlar elde edilir. İnsan biyolojisine uyumlu olan ipler,cilt altına yerleştirilir, burada vücudun kollajen ve elastin lif sentezlemesini tetikler. Örümcek ağı denmesinin nedeni birbirine dik olarak çok sayıda pdo dediğimiz ameliyatlarda kullanılan emilebilen yapıdaki iplerin ağ yapacak şekilde cilt altına yerleştirilmesidir.Örümcek ağı uygulamasında daha kalın olan diğer ipler ise sarkan bölgenin yukarı çekilmesini sağlar.

Örümcek Ağı Uygulaması Nasıl Yapılır?

Uygulama 2 aşamada yapılmaktadır.
İlk aşamada topikal anestezik kremler kullanılarak uygulamayı alan kişinin acı ve ağrı duyması engellenmektedir.
İkinci aşamada ipler, cildin alt kısmına çok ince uçlu iğnelerin yardımıyla yerleştirilmektedir.
Bütün bu işlemler, Dr. Veysel Gezen kliniğinde, steril şartlar altında yapılmaktadır. Bu yüzden herhangi bir enfeksiyon riski bulunmamaktadır.

İp Askı

İp Askı Uygulaması. İz bırakmayan ve ağrısız bir yöntem olan İzmir ip askı tedavisi veya diğer adıyla Fransız ip askısı, bir nevi ameliyatsız yüz germe işlemidir. Rezorbe olabilen iplerin, cilt altına sabitlenip fonksiyonlarını yerine getirmeleri için yerleştirilmesinden oluşan ağrısız, hızlı ve invaziv olmayan bir tekniktir.
Orta derecede yüz sarkmalarında, kaş düşüklüklerinde, çene hattı şekil bozukluklarında ve boyundaki gıdılar da ip askı prosedürü etkili bir yöntemdir. İp askı tedavisi İzmir prosedürü, genel anestezi veya hastanede yatış gerektirmez.
Yüzün sarkık bölgeleri için özel olarak tasarlanmış ipler kullanılarak yüzün gerilmesini amaçlayan bu yöntem, diğer yöntemlere alternatif olarak sunulur. Ciltte istenilen başarıyı yakalayabilmek için dolgu uygulamaları gibi farklı prosedürler de bu yönteme dahil edilebilir.
İşlem, ortalama yarım saat kadar sürer ve tedavi sonrasında iz kalmaz. Ciltteki tek etkisi dalgalanmalar olabilir, fakat bunlar da 1 hafta içerisinde kaybolur.

İp Askı Uygulaması Nedir?

İp askı uygulaması, yaşlanmanın ilk belirtilerini ortadan kaldırmak için geliştirilmiş bir ameliyatsız prosedürdür. Fransız ip askısı, sarkık bölgenin özel tip ipler kullanılarak gerginleştirilmesi için gerçekleştirilen ameliyatsız göz kapağı estetiği gibi ameliyatsız bir cilt germe yöntemidir.
Bu yöntem, cildi doğal bir şekilde gerginleştirir ve bu yolla doku kaybı, sarkma veya yüzdeki tonsuzlukla da mücadele eder. Yüz ile boyun görünümünü sıkılaştırmak ve gençleştirmek için de tasarlanmış bir tedavidir.
Tedavide kullanılan iplikler, vücutla tamamen uyumludur ve vücutta tamamen emildiği bilinen polidioksanon (PDO) adı verilen bir maddeden yapılır. Mükemmel uyumluluğu hakkında fikir edinmek için bu biyolojik ipler, kalp ameliyatları ve dikişlerde de kullanılır.

Nasıl Uygulanır?

İp askı uygulaması aşağıdaki adımlardan oluşur:

Konsültasyon ve hazırlık

Her ne kadar tedavide cerrahi prosedürler kullanılmıyor olsa da konsültasyon ve hazırlık süreci, işlemin başarısı için çok önemlidir. Yapılacak olacak ilk konsültasyonda doktor, teknikler, malzemeler ve tedavinin sonuçları gibi gerekli bütün bilgileri verecektir. Ayrıca işlemden önce sigara içilmemeli, kan sulandırıcı ilaçlar kullanılmamalı ve alkol alımı da sınırlandırılmalıdır.

Anestezi

İp askı uygulaması İzmir işlemi, sadece lokal anestezi altında yapılır ve genel anestezi gerekmez. Uygulama alanları belirlenir ve işaretlenir. Daha sonra işaretli bölgelere lokal anestezi uygulanır.

İşlem

İpler, işaretli bölgelerden iğneler kullanılarak deri altına asılarak yerleştirilir. Sarkıklık derecesi dikkate alınarak yüz son şeklini alırken ipler gerektiği kadar gerginleştirilir. Bu sayede yüzde, hiçbir iz olmadan canlanmış bir görünüm elde edilir.

Kalıcı Mıdır?

İp askı uygulamasının kalıcılığı, genel olarak prosedürde kullanılan iplere bağlıdır. Ancak kalıcılık, tipik olarak 1 ile 2 yıl arasında sürer.
Elbette yöntemden faydalanan kişinin, kendisine ve cildine özen göstermesi de oldukça önemlidir. Sigara, alkol tüketimi ve düzensiz beslenme gibi durumlarda etkisi azalır. Bu nedenle tedaviden sonra yaşam tarzına dikkat etmek çok önemlidir.

İp Askı Ne Zaman Oturur?

Yüze ip askı uygulaması, doğal bir şekilde kolajen sentezini teşvik eder. Böylece kolajen üretimi, 5-6 ay içerisinde tam olarak zirveye ulaşır.
Prosedürde kullanılan iplerin etkinliği, 1 ile 2 yıl kadar sürecektir. İşlemden hemen sonra değişimler başlayacak ve yaklaşık 2-3 hafta sonra ip askı uygulaması tam olarak oturacaktır.

Ne Kadar Sürede İyileşir?

İp askı tedavisi İzmir işleminde aslında iyileşme süreci yoktur. Çünkü tedavi sırasında herhangi bir kesi işlemi yapılmadığı için uygulama sonrası sosyal aktivitelere dönülebilir.
Bununla beraber yüz üzerinde minimal düzeyde de olsa gerginlik ortaya çıkabilir. Bu problem, kısa sürelidir ve 1 hafta içerisinde hiçbir problem kalmayacaktır.

Avantajları Nelerdir?

İzmir ip askı tedavisi avantajları şunlardır:
  • İşlem, anında cilt üzerinde etkisini gösterir ve yüzün dirileşmesi, ilk bakışta bile fark edilecektir.
  • Hastanede yatmaya gerek yoktur ve sosyal hayatta kesinti olmadan hemen gündelik aktivitelere dönülebilir.
  • İşlemden sorna yüz ifadelerinden hiçbir değişiklik olmaz.
  • İzmir ip askı tedavisi için kullanılan ipler, cilt üzerinde kolajen oluşumunu destekler. Uygulamadan sonra ipler, dışarıdan hiçbir şekilde görünmez.
  • Yüze ip askı uygulamasından sonra yara izi oluşmaz.
  • Prosedür, nispeten hızlı ve son derece basittir.
  • Alternatif yöntemlere nazaran çok daha doğal sonuçlar verir.
  • İşlem tekrarlanabilir ve böylece kalıcılık artırılabilir.
  • Hem cildin yüzeyinde hem de cildin altında çok etkili sonuçlar veren ip askı tedavisi İzmir sayesinde cilt tonu büyük oranda yenilenir. Böylece gözenekler de yok olur.
  • Yüz germe işlemiyle beraber cildin nem dengesi de sağlanır ve renk farklılıkları tamamen giderilir.

Lipoliz

Lipoliz etkisi olan bir lokal zayıflama, bölgesel yağ eritme işlemidir. Bu işlemde soyadan elde edilmiş fosfatidil kolin kullanılmaktadır. Bu yöntemde enjeksiyon ile yağ hücrelerine enzim verilir ve yağların parçalara ayrılması sağlanmalıdır. Lipolizin ardından, deride dalgalanmalar, eşitsizlik, asimetri oluşmaz. İşlemin ardından gündelik yaşamını sürdürebilir. Yan etkileri içinde, kızarıklık, yanma ya da hassaslaşma gibi basit belirtiler yaşanabilir. Lipoliz işlemi 18 yaşın altında hastalara, hamile ya da emzirmiş kadınlara, şeker ve kanser hastalığı olanlara, karaciğer ya da böbrek yetmezliği yaşayan kişilere uygulanmamalıdır. Bazı dokuları canlandıran ve kan akışını artıran ajanlar ile birlikte dokunun sert ya da yumuşak, sarkmış ya da fit olması durumuna göre de eklenmekte olan yardımcı ajanlar değişiklik gösterir. Uygun hasta seçildiği zaman liposuctiona yakın neticeler aldığı zaman etkisi olan bir tedavi biçimidir. Fosfatidil kolin, yaklaşık olarak 10 yıldır kolesterolü düşüren, tansiyonu kontrol etmeye katkı sağlayan ve felçli kişilerde tekrar benzer amaçlar ile damardan uygulamalar ile yüksek seviyelerde kullanılır. Bundan dolayı etkinlik ve güvenilir olma durumu kanıtlanan ve FDA tarafından onaylanan bir etken maddedir. Lipoliz Hangi Amaçlar İçin Uygulanır? Lipoterapi yağlanma durumuna bağlı şekil bozukluğu, selülit tedavisi, jinekomasti, lipom ve göz çevresindeki yağların kaybolmasında, gözaltı torbalanmalarının giderilmesinde kullanılır. Bunun ile beraber cerrahi yol ile yağların çekilmesinin ardından meydana gelebilen şekil bozuklukları tedavisinde de yapılır. Bilhassa sellülitin oluşturduğu portakal kabuğu görüntüsünün kaybolmasında etkili olabilmektedir. Erkeklerin sırt yağ birikintisi tedavisi için de tercih edilir. Lipoliz Hangi Bölgelerde Etkili Olur? Lipoliz bedendeki yağlar haricinde gıdı bölgesini, çenenin alt kısmındaki yağları veya gözaltındaki torbaların da azalmasına katkı sağlar. Liposuction uygulanması güç olan koltuk altı kısmında da oldukça etkili olmaktadır. Bunun ile birlikte; kollar, karın, bel, kalça, basen ve bacak kısmında uygulanır. Sağlıklı beslenme ve egzersiz ile desteklenirse yansıması uzun süreli olabilir.

Lipoliz Kaç Seans Yapılmalıdır?

Lipoliz işleminin başarılı olduğu seans sayısı bireyin kilosuna, yaşına ve bedendeki yağ oranına göre değişiklik gösterir. Genel olarak problemli kısımlara en düşük 2-4 seans yapılmalıdır. Hasta kişilerin yüzde 80'i ikinci seansın ardından bedenlerindeki farklılığı değişikliğin farkına varırlar. Her seansın ardından, beden olağan yollar ile çözülmekte olan yağ atıklarını kendi kendine sıfırlar. Yaygın olarak yapılan işlemlerde total yağ kaybı meydana gelebilir. Yüksek dozda olan işlemlerde de elde edilmek istenilen etkiyi aşmak mümkün hale gelir. Etkiyi gözlemleyip 4-6 haftalık periyotlarla işlem gerçekleştirilir.
Etki 3.haftanın ardından kendisini gösterir ve git gide yükselerek 6 haftanın ardından da devam edebilir. Asıl etki ikinci seansın ardından görülür. Bu sürenin ardından hasta kişiler, incelmenin başka kişiler tarafından da fark edildiğini gözlemleyebilir. Seans sayısı 4-8 şeklinde planlanırken, bunu belirlemekte olan, kullanılan ilaç miktarı ve hedef yağ kitlesinin büyüklük hacmidir. İlk seansta da kullanılacak doz oranı bellidir.

Gıdı Eritme

Gıdı eritme, yağ dokusu fazlalığı olan ve sarkmış gıdı bölgesinin ameliyatlı veya ameliyatsız yöntemler yardımıyla sıkılaştırılıp toparlanması işlemidir. Gıdı eritme yöntemleri, kişinin rahatsız olduğu gevşemiş gıdı dokusu görüntüsünü ortadan kaldırarak yerine gergin ve gençleşmiş bir gıdı görüntüsü yaratmaktadır.

Ameliyatsız Gıdı Eritme Nedir?

Ameliyatsız gıdı eritme nedir ve nasıl yapılır konusu her geçen gün daha fazla ilgi çekmeye başlamıştır. Birçok kişi gıdı bölgesinden rahatsız olduğu için bu bölgenin giderilmesi için yöntemler araştırmaktadır. Gıdı eritme ve ya gıdı aldırma, toparlama için cerrahi operasyonlar uzun yıllardır uygulanmaktadır. Ancak ameliyatsız yöntemler son yıllarda daha çok gündeme gelmiştir. Bu yöntemler, son derece etkili ve faydalı olduğu için çok fazla tercih edilmektedir. Ameliyatsız gıdı eritme, en basit ifadeyle herhangi bir kesi oluşturmadan gıdı bölgesinin toparlanması işlemidir.

Mezoterapi ile Gıdı Eritme

Mezoterapi ile gıdı eritme yöntemi yeni ancak şimdiden oldukça popüler olmuş bir işlemdir. Mezoterapi içerisinde bulunan lipaz enzimi yağ hücrelerini parçalarken , yine içeriğindeki kollajenaz enzimi cilt sıkılaşmasını sağlar.
Mezoterapi yöntemi , gıdı bölgesinde yer alan yağları hedef alan ve yağ dokusunun yok edilmesi ile birlikte bölgede sıkılaşma sağlayan bir işlemdir. Yani mezoterapi yöntemi ile birlikte sadece bölgedeki yağ dokusu eritilmez aynı zamanda gençleşme ve sıkılaşma da sağlanır. Lipoliz mezoterapi olarak bilinen bu yöntem yağ hücrelerinin küçültülmesi ve parçalanması üzerinde etkilidir.
Mezoterapi gıdı eritme işlemlerinin yanı sıra bölgesel olarak yağlanma durumlarında da tercih edilir. Kilolardan ve bölgesel olarak yağ fazlalıklarından kurtulmanın mümkün olduğunu ifade edebiliriz.

Ameliyatsız Gıdı Eritme İşleminin Avantajları

Ameliyatsız gıdı eritme estetiği birçok önemli avantaja sahip, etkili bir işlemdir. Mezoterapi yöntemi tercih edilerek yapılan, gıdı eritme işlemi ile elde edilen avantajlar şöyledir;
Mezoterapi yönteminde sadece gıdı eritme değil aynı zamanda sıkılaşma ve gerginlikte sağlanır. Yani gıdının yok edilmesi bir yana gençleşme de sağlanır.
Mezoterapi yönteminde herhangi bir acı hissi oluşmaz. Buna bağlı olarak da çok konforlu ve rahat bir süreç sizleri bekler.
Mezoterapi yöntemi diğer yöntemlere göre daha uygun fiyatlıdır.
Kişilerin gıdı bölgesinde var olan probleme göre birkaç seansta veya kullanılacak maddeye göre tek seansta etkili sonuçlar elde edilir.
Ameliyatsız gıdı eritme yönteminde, özel bir zaman ayırmanıza gerek yoktur. Çünkü işlem için ortalama 15 dakika gibi bir süre yeterlidir.
Ameliyatsız mezoterapi yöntemlerini tercih ederek, sizler de yukarıda belirttiğimiz avantajlardan ve çok daha fazlasından yararlanabilirsiniz.
Gıdı eritme işlemi için hazırlanan hastalara, özel olarak formüle edilen madde enjekte edilir. Özel iğneler aracılığıyla uygulanan bu enjeksiyon işlemi tek seansta sonuç vermeyecektir. İşlem öncesi ayrıca bölgeye lokal etkiye sahip anestezik kremler uygulanır. Bölgede uyuşma sağlandıktan sonra enjekte işlemi uygulanır.
Mezoterapi işleminde tam olarak sonuç elde edilmesi için 4-6 seans aralığında işlem gerekebilir. Tabi kişilerin gıdı bölgesindeki deformelere ve yağ birikintisine göre değişeceğini ifade etmemiz gerekir.

Prp

PRP Tedavisi Nasıl Yapılır?

Cilt kusurlarını yok eden, cilde genç ve taze bir görünüm veren “PRP-Platelet Rich Plasma” adlı yöntemde, kişiden alınan bir miktar kan özel bir tüpe konularak, santrfüj işlemine tabi tutulur. Daha sonra bileşenlerine ayrıştırılmış ve platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma, kişiye mezoterapi yoluyla geri verilir. Trombositlerin yapısında barındırdığı büyüme faktörleri sayesinde; kırışıklıklar azalır, deri elastikiyeti ve parlaklığı artırılır ve hasarlı dokular iyileşir. Yüz, boyun, dekolte bölgesi ile eller, bacak içleri, kollar gibi bölgelerde, saç dökülmesi görülen kişilerde, iyileşmeyen yara ve çatlakların tedavisinde uygulanan PRP için ideal seans süresi ve sayısı şöyle: Ortalama 30 dakikalık seanslarda, 2 hafta ara ile 4-6 kez.

PRP Nedir?

Trombosit açısından zengin plazma iki elementten oluşur: plazma veya kanın sıvı kısmı ve vücuttaki iyileşmede önemli bir rol oynayan bir tür kan hücresi olan trombositler.
Trombositler pıhtılaşma yetenekleriyle iyi bilinirler ancak aynı zamanda hücre çoğalmasını tetikleyebilen ve tedavi edilen bölgede doku rejenerasyonunu veya iyileşmesini uyarabilen büyüme faktörleri içerirler. Trombosit açısından zengin plazma, trombosit sayısı yoğunlaştırılmış plazmadır.
Çalışmalar, trombosit açısından zengin plazmadaki artan büyüme faktörlerinin konsantrasyonunun iyileşme sürecini uyarabileceğini veya hızlandırabileceğini, yaralanmaların iyileşme süresini kısaltabileceğini, ağrıyı azaltabileceğini ve hatta saç büyümesini teşvik edebileceğini göstermektedir.
PRP Saç Dökülme Tedavisinde de Kullanılıyor
Saç dökülmesi tedavisi, antiaging uygulamalar ve Dermatolojik cihaz uygulamaları ile birlikte etkinliği artırıp iyileşmeyi hızlandırmak için tercih edilen bu yöntem herkes için uygulanabilir.Fakat platalet sayısı yetersiz kişiler ve kanserlilere PRP tedavisi önerilmez.
PRP tedavisi saçsızlıkta şöyle kullanılıyor:
Öncelikle kişiden alınan kan steril şartlarda özel bir tüpün içine konulur.
Sonra tüp santrifüje konularak yaklaşık 5- 8 dakika kanın içindeki maddelerin ayrıştırılması sağlanır.
Kanın tronbositlerden ve büyüme faktörlerinden zengin plazma kısmı ayrıştırılmış olur.
Elde edilen bu zengin karışım, saçlı deride eğer hala kıl kökleri yer alıyorsa ve canlıysa enjeksiyon yardımıyla uygulanır.
Böylece bu köklerden yeni saç çıkar ve mevcut saç telleri kalınlaşır. Bu yöntem tamamen saçlarını kaybetmiş ve kıl kökleri ölmüş kişilerde başarılı olamaz. Başarılı olması için kıl köklerinin canlı olması gerekir.
Yöntem 15 günde bir ortalama 6-8 seans, kişinin durumuna göre, aralarda saç mezoterapisi denilen vitamin enjeksiyonlarıyla kombine edilir. Kürü tamamlandıktan sonra yılda 2-4 kez enjeksiyonlarla işlemin devamı sağlanabilir.
Ayrıca cildi canlandırmak, ince kırışıklıkları ve lekeleri azaltmak için antiaging amaçlı olarak, akne skarı tedavisinde ve yine dermatotolojide kullanılan dermapen, fraksiyonel lazer veya altıniğne gibi cihaz uygulamaları sırasında işlemin hem etkinliğini artırmada hem de iyileşme süresini kısaltmada yardımcı olarak kullanılabilir.

PRP Uygulaması

PRP tedavisine kişiden kan alınması ile başlanır. Beyaz kan hücreleri içeren ve platelet açısından zengin plazma hazırlanır ve cilde enjekte edilir. Enjeksiyon bölgelerinde plateletler ve beyaz kan hücreleri sinerjik bir etki oluşturur ve büyüme faktörlerinin serbest kalmasını sağlar. Büyüme faktörleri kolajen ve hyaluronik asit üretimini arttırarak yaraların iyileşmesi, kırışıklık ve akne izleri gibi cilt problemlerinin giderilmesini, cildin yenilenmesini sağlar. İşlem, dolgu enjeksiyonu veya mezoterapi şeklinde uygulanır fakat maske veya krem olarak da hazırlanması mümkündür.

Cildinizi Gençleştirebilirsiniz

Bu uygulamada, kişiden alınan az miktardaki kan, özel bir işlemden geçirilerek bileşenlerine ayrıştırılır ve elde edilen az miktardaki “platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma” yine aynı kişiye cilt gençleştirme amaçlı enjeksiyon yoluyla geri verilir. Uygulamadan sonra ciltte sağlıklı bir görünüm ve parlaklık ortaya çıkar. 3 veya 4 uygulamadan sonra daha kalıcı bir etki görülür. 15 günde bir yapılacak 3-4 uygulamadan sonra 10-12 ayda bir tekrarlanırsa daha iyi bir etki elde edilir. Diğer yöntemlerle sağlanan olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder ancak işlemin olumlu sonuçları tamamen uygulanan kişiye ait olduğundan, etkisi kaybolmaz.

Plateletler Cildi Yeniliyor

Plateletler, kanın pıhtılaşmasını sağlayan vücudumuzdaki hasarlı damarları ve diğer dokuları onaran büyüme faktörleri içeren hücrelerdir. Dokularımızda herhangi bir hasar olduğunda plateletler aracılığıyla onarım süreci başlar. Uygulamayla, hedef bölgeye kan dolaşımıyla taşınabilenden çok daha fazla sayıda platelet ulaştırılabilir. Plazma içinde konsantre olarak bulunan plateletler cilde enjekte edildiğinde, büyüme faktörleri, kollajen üretimi ve yeni kılcal damarların oluşmasını uyarır ve cildin kendini hızla yenilemesini sağlar.

Lazer Epilasyon

Vücutta istenmeyen tüylerden kurtulma arayışında olanlar için lazer epilasyon, yeni nesil bir çözüm olarak dikkat çekmektedir. İstenmeyen tüylerin kök alanına odaklanarak, kalıcı bir çözüm sağlar. Lazer epilasyon, cilt rengine veya cinsiyete bakılmaksızın, modern güzellik anlayışının bir parçası olarak herkes için uygundur.
Lazer epilasyonda amaç, kılı üreten kök hücrelerinin fonksiyonunu bozmaktır. Melanin olarak adlandırılan, kılın yapısında bulunan siyah boya maddesi tarafından lazer ışınının emilmesi ile oluşan ani yüksek ısı enerjisi, kılı üreten kök hücrelerini hasara uğratır. Siyah kıllar, yani melanin maddesini fazlaca içeren kıllar epilasyondan daha fazla etkilenirken, gri ve beyaz kıllarda etkinlik yok denecek kadar düşük olur.
Vücuttaki istenmeyen tüyler hem kadınlar hem de erkekler için estetik bir sorundur. Aşırı tüylenme, kalıtımsal veya hormonal nedenli olabileceği gibi, kullanılan çeşitli ilaçlardan kaynaklanabilmektedir. İstenmeyen tüylerden kurtulmak için günümüzde kullanılan ağda, jilet, ip, cımbız ve kimyasal tüy dökücüler ile kalıcı çözüm elde edilememektedir.
Lazer epilasyonun prensibi, kıl folikülünde yerleşmiş bulunan melanin adı verilen renk maddesinin lazer ışığı tarafından tutularak ısıya dönüşmesini sağlamak daha sonra da ortaya çıkan bu ısı enerjisi ile kıl folikülünü tahrip etmektir.

Lazer Epilasyon Çeşitleri

Epilasyon amaçlı kullanılan lazer tipleri 3 çeşittir. Lazer epilasyona doğru lazer tipi ile başlanması önemlidir. Hangi lazer yönteminin kişiye uygun olduğuna, uygulama öncesinde uzman doktorlar, cilt ve kıl yapısını değerlendirerek karar vermelidir. Bu değerlendirme ile epilasyondan beklenen başarı oranı artar ve yan etki ihtimali azalır.

Diode Lazer Epilasyon
“Diode lazer", istenmeyen tüylerin azalmasını amaçlayan bir lazer tedavi yönetimidir. Diode lazer’in dalga boyu diğer lazer yöntemlerine göre daha uzun olduğu için koyu renkli tenlerde bile tedavi süresine göre değişiklik gösteren etkili sonuçlar elde edilmektedir.
Diode lazer, 810 nm dalga boyundadır. Bu dalga boyu, Alexandrite lazere göre ciltte daha derine iner. Cildin derinliklerine rahat inmesi derinde kıl bulunan bölgelerde daha etkilidir. Diode lazer, dalga boyu uzun olduğu için koyu tenlerde bile rahatça uygulanabilir.

Alexandrite Lazer Epilasyon
Pratik ve etkili bir yöntem olan Alexandrite lazer, teknik özelliklerinden dolayı sadece açık cilt tiplerinde kullanılabilmektedir. Tüylerin işlem sonrası yüzeyden hemen uzaklaşması, uygulama sonrası memnuniyeti arttırmaktadır.
Koyu tenli kişilerde bu lazerle uygulama yapmak yan etki ihtimalini artırmaktadır. Alexandrite lazerin yüz, boyun gibi bölgelerde kullanımı ince tüylerde artışa neden olabilmektedir. Bu bölgelerde kullanımı cilt tipi açık renk olsa bile önerilmemektedir.
Alexandrite lazer, melanin tarafından iyi tutulmaktadır. Bu nedenle sadece açık cilt tiplerinde kullanılabilir. Bu lazer sistemi, doğru seçilmiş kimselerde çok iyi sonuç verir. Fakat yüz gibi riskli bölgelerde tüy azalması yerine tüy artışına neden olabilir. Sırt, omuz, kol bölgeleri de bu lazerin etkinliğinin düşük olduğu bölgelerdendir.

Nd Yag Lazer Epilasyon
Nd Yag lazer epilasyon çok koyu cilt tipleri için geliştirilmiş bir sistemdir. Ağrılı olması ve kullanım alanının kısıtlı olması nedeniyle, çok dikkatle seçilmiş durumlarda, nadir olarak kullanılan bir lazerdir.
Diode, Alexandrite ve Nd yag lazerler epilasyon amaçlı kullanılan lazer sistemleridir. Her biri farklı durumlarda yani kişinin deri rengi, kıl tipi, uygulanacak bölgeye göre tercih edilebilmektedir. En iyi lazer sistemi diye bir kavram yoktur. Hepsinin yerine göre kullanımı, iyi sonuçların elde edilmesi için uygun olmaktadır.
Lazer epilasyon uygulama prosedürü, uzman doktorların uygulama yapılacak bölgeyi kıl ve cilt tipine göre inceleyerek değerlendirmesi ile başlar. İnceleme sonucunda, lazer epilasyona uygunluk durumu, olası sonuç ve yan etkiler kişiye aktarılır.
Daha sonra uygulama işlemine geçilir. Lazer epilasyon uygulamasında uygun lazer tipinin seçilmesi çok önemlidir. Bu nedenle bir lazer kliniğinde aşağıdaki üç epilasyon cihazı da bulunmalıdır. Bu cihazlar nm cinsinden ışık dalga boylarına göre isimlendirilir.

Soğutucu Başlıklı Lazer
Soğutucu başlıklı lazer, işlem sırasında soğutma teknolojisi ile çalıştığı için acı veya yanma hissi yaşanmasını engeller. Her cilt tonu ve kıl yapısı için uygundur. Büyük başlığı sayesinde daha geniş bölgelerde etkili bir şekilde kullanılabilir. Soğutucu başlıklı lazer yöntemi ile yapılan epilasyonlar da;
  • • Acı hissi minimum seviyededir,
  • • Ciltte yanık veya leke oluşumu riski yoktur,
  • • Her mevsim uygulanabilir, yaz veya kış fark etmez,
  • • Tüm cilt tonları ve kıl kökleri üzerinde etkilidir.

Ortalama olarak, istenmeyen tüylerden kurtulmak için 6 seans yeterlidir. Bu seanslar sonunda, işlem uygulanan bölgelerde istenilen pürüzsüz görünüm elde edilir.

Altın İğne

Fraksiyone Radyofrekans prensibiyle çalışan bu teknoloji ciltte delikler açarak ve bu delikleri açan altın iğnelerden radyofrekans verilerek kollajen elastini arttırır. Akne skarları, cilt yenileme, lifting, kırışıklık tedavisi, foto yaşlanma gibi cilt problemlerinde Özellikle kullanılan bu teknoloji yüz güldürücü sonuçlara imza atmaktadır.
Yaz- kış kullanılabilmesi büyük kolaylık sağlamaktadır. Cilt problemine göre seans aralıkları ve seans sayısı doktor muayenesi sonrası belirlenmektedir. Genelde 2-3 aylık bir tedavi ile sonuçlar yüz güldürmektedir. İşlem öncesi tropikal anestezi uygulaması yeterli olmaktadır.

UltraSkin Focus Lazer

Yüksek rezonanslı ses dalgası ile cilt altında hedeflenen bölgede kollajen- elastin arttırılarak lifting ve anti-aging sağlanır. İşlem tamamen acısız gerçekleşmektedir. Kaş kaldırma, gıdı sıkılaştırma, yüz liftingi sağlama, dekolte bölgesi sarkmalarında, el üstü kırışıklık tedavisinde, göz çevresi ve alın kırışıklık tedavisinde kullanılır.

PlasmaAge Cihazı

Havadaki azot ile cilt yüzeyindeki su buharını plazma enerjisiyle birleştiren ve cilt yüzeyinde kontrollü hasar oluşturan bu cihaz ile ameliyatsız göz kapağı estetiği, nevüs (ben) alımı, botoks ile geçmeyen oturmuş kırışıklık tedavisi, dudak üstü barkod çizgilenmeleri, gıdı toparlama, boyun çizgilenmeleri tedavisi, burun ucu küçültme, cilt gençleştirme tedavileri yapılabilmektedir.
İşlem öncesi topikal veya lokal anestezi ile işlem acısIZ yapılmaktadır. Doktor muayenesi sonrası uygun tedavi planı yapılır. İşlem sonrası yapılacaklar ile ömürlük sonuçlar elde edilebilmektedir.

Mutlu Müşteriler

DrVeyselGezen
DrVeyselGezen